Ti-Entertainment

İslam Hukuku 1 HAK - Hukuk-i Aile Kararnamesi İslam Hukuku

İslam Hukuku 1 HAK - Hukuk-i Aile Kararnamesi

FASL-I EVVEL
Nişanlanmak Hakkındadır

Md.1 Nişanlanmakla veya vaat ile nikâh münakid olmaz.

Md.2 Söz kesildikten sonra tarafeynden biri nikâhtan imtina’ veya vefat etse hâtıbın mehre mahsûben vermiş olduğu şeyler mevcut ise aynen ve telef olmuş ise bedelen istirdâd olunabilir. Ama hediye olarak tarafeynin yekdiğerine verdiği şeylerhakkında hibe ahkâmı cereyan eder.

 

FASL-I SÂNÎ

Ehliyyet-i Nikâh Hakkındadır

Md.4 Ehliyyet-i nikâhı haiz olmak için hâtıbın18 ve mahtûbenin 17 yaşını itmam etmiş olmaları şarttır.

Md.5 18 yaşını itmam etmemiş olan mürahik,bâliğ olduğunu beyan ile müracaat ettiğindehali mütehammil ise hâkim izdivacına müsaade edebilir.

Md.6 17 yaşını itmam etmemiş olan mürahika baliğa olduğunu beyan ile müracaat ettikde hali mütehammil ve velisinin izni munzamm ise hâkim izdivacına müsaade edebilir.

Md.712 yaşını itmam etmemiş olan sağîr ile 9 yaşını itmam etmemiş olan sağîre hiç bir kimse tarafından tezvîc edilemez.

Md.8 17 yaşını itmam etmiş olan kebîre, bir şahıs ile tezevvüc etmek üzere müracaat ettiğinde hâkim keyfiyyetivelisine tebliğ eder ve velî itiraz etmediği veya itirazı vârid görülmediği halde izdivacına müsade eyler.

Md.9 Mecnûn ile mecnûnenin bir zarûrete mebnî olmadıkça nikâhları caiz değildir. Zaruret bulunduğutakdirde hâkimin izniyle nikâhları velîleri tarafından akdolunur.

Md.10            Nikâhda velî, ale’t-tertib binefsihi asabe olan kimselerdendir.

Md.11 Velâyete ehliyyetde velînin mükellef olması şarttır. Sabiy, mecnun ve ma’tûhun hiç bir kimse üzerinde velâyeti yoktur.

BÂB-I SÂNİ

FASL-I EVVEL
Nikâhı Memnû Olanlar Hakkındadır

Md.13            Başkasının menkûhe ve mu’teddesiyle izdivaç memnûdur.

Md.14            Menkûhe veya mu’tedde olarak 4zevcesi bulunan kimsenin diğer bir kadın ileizdivacımemnûdur.

Md.15            Bir kimse 3 talak ile tatlîk eylediği kadını beynûnet-i kat’iyye bâki oldukça tezevvüc edemez.

Md.16            Neseben veya radâan yekdiğerine mahrem olan ikikadını nikâhda cem’ etmek memnûdur. İki kadının yekdiğere mahrem olması ikisinden hangisi erkek farzedilirse diğeriyle tezevvücü müebbeden memnûolmakla malum olur: İki hemşire(kız kardeş)gibi…

Md.17 Bir erkek ile beynlerinde karabet-i nesebiyye bulunan zî-rahm mahrem kadınların nikâhı müebbeden memnûdur. Bu kadınlar 4 sınıftır:

Birincisi erkeğin validesi ve ceddeleri; İkincisikız evlâd ve ahfâdı; üçüncüsü ale’l-ıtlak kız kardeşleri ve kardeşlerinin kız evlad ve ahfâdı; dördüncüsü ale’l-ıtlak ammeleri ve teyzeleridir.

Md.18 Bir erkek ile beynlerinde radâan karabet bulunan kadınların tezevvücü madde-isâbıkada muharrer zî-rahm mahrem kadınlar gibi müebbeden memnûdur.

Md.19 Bir erkek ile beynlerinde musaheret bulunankadınların tezevvücü müebbeden memnûdur. Bu kadınlar dörtsınıftır: Birincisigelinlerdir ki erkeğinevlad ve ahfâdınınzevceleridir; İkincisikayınvalideleridir ki zevcesinin anası ve ale’l-ıtlak ceddâtıdır; üçüncüsüüvey validelerdir ki babasının ve ceddlerinin zevceleridir; dördüncüsü üvey kızlarıdır ki zevcesinin kızları ve zevcesinin evlad ve ahfâdının kızlarıdır. Lâkin bu dördüncü sınıfta memnûiyyet için zevceye takarrûb lâzımdır. Nikâh-ı fâsid üzerinetakarrûb memnûiyyet-i musahere husûle getirir.

BÂB-I SÂLİS

FASL-I EVVEL
Nikâhın Akdi Hakkındadır

 

Md.33            Akd-i nikâhın icrasından evvel keyfiyyet ilan olunur.

Md.34 Akd-i nikâh esnasında, mükellef iki şâhidin huzuru nikâhın sıhh'atında şarttır. Hâtıbile mahtûbenin usul vefurû da şahid ittihaz edilebilir.

Md.35 Nikâh, meclis-i nikâhda tarafeynin veya vekillerinin icâb ve kabûlüyle akdolunur.

Md.36 Nikâhda îcâb ve kabûl, tenkîh ve tezvîc gibi sarih lafızlarla olur.

Md.37 Esna-yı akidde hâtıb ve mahtûbeden birinin ikâmetgâhı bulunan kazâ hâkimi veya bunun izinnâme-imahsus ile me’zun kıldığı nâib hazır bulunup akidnâmeyi tanzim ve tescil eder.

Md.38 Üzerine evlenmemek ve evlendiği sûrette kendisi veya ikinci kadın boş olmak şartıyla bir kadını tezevvüc sahih ve şart muteberdir.

Md.39 İşbu fasl ahkâmı mûsevîler hakkında dahi câridir.

 

FASL-I SÂNİ

Îsevîler Hakkında Nikâhın Akdine Dairdir

Md.40 Îsevîlerin nikâhı âyin-i dînîleri dâiresinde me’mûrîn-i rûhâniyye tarafından icrâ olunur.

Md.41 Me’mûrîn-i rûhâniyye tarafeynin hüviyetini müş’ir evrak-ı subûtiyyeyi ba’de’t-tedkîk tahkîkât-ı lazımada bulunacağı gibi maabid kapılarına ilannâmeler taliki veya süver-i sâire ile keyfiyyeti ilan eder.

 

FASL-I SÂLİS

Kefâet Hakkındadır

Md.45 Mal ve hırfet gibi hususlarda erkeğin kadına küfv olması nikâhın lüzumunda şarttır.Malda kefâet zevcin mehr-i muacceli îtâya ve zevcenin nafakasını tedârike muktedir olmasıdır.Hırfetde kefâet zevcin sülük ettiği ticaret veya hizmetin şerefçezevce velîlerinin ticaret veya hizmetleriyle mütekarib olmasıdır.

Md.46 Kefâet ibtidâ-yı akidde aranır. Ba’de’l-akd zail olsa nikâha zarar vermez.

Md.47 Birkebîre velisini ketm ile rızasını istihsal etmeksizin nefsini ahara tezvic ettiği sûretde nazar olunur: Eğer küfvüne tezvîc etmiş ise akd lâzımolur, velev ki mehr-i mislinden noksan ile olsun. Amma küfvü olmayan kimseye tezvîc etmiş ise velî hâkime müracaatla nikâhı feshettirebilir.

Md.48 Velî kebîreyi rızasıyla adem-i kefâetini ikisinin de bilmedikleri bir erkeğe tezvîc ettikten sonra küfv olmadığı tebeyyün etse hiç birinin îtiraza selâhiyyeti olmaz. Amma hîn-i akidde kefâet şart kılınmış veya zevc küfv olduğunu kable’t-tezvîc ihbar etmiş olup da muahharan adem-i kefâeti sabit olsa her biri hâkime müracaatla nikâhı feshettirebilir.

Md.49 Dereceleri müsavi velîlerden birisinin rızası diğerlerinin hakk-ı îtirazınaiskât eder.Kezalik velîy-yi akreb ğaib iken dereceten bâîd olan velînin rızası onun hakk-ı îtirazınıiskât eder.

Md.50 Adem-i kefâet sebebiyle hâkim nikâhı ancak hamlin zuhurundan akdem feshedebilir. Velînin delâleten veya sarâhaten rızası hakk-ı feshi iskât eder.

Md.51 İşbu faslın ahkâmı gayr-ı müslimler hakkında cari değildir.
 

BAB-Î RÂBÎ’
FASL-I EVVEL
Nikâhın Fesâd ve Butlanı Hakkındadır

 

Md.52 Hîn-i akidde tarafeynden biri şerâit-i ehliyyeti hâiz bulunmazsa nikâh fâsid olur.
Md.53 Onaltıncı Md.mûcibince nikâhda cem’leri memnû olan iki kadından biri taht-ınikâhta iken ikincisinin nikâhı fâsiddir.
Md. 54 Nikâhlarının memnûiyyeti 13, 14, 15, 17, 18, 19’uncu Md.lerde beyan olunan kadınlardan birini nikâh fâsiddir.
Md. 55 Nikâh-ı mut’a ve muvakkat fâsiddir.
Md. 56 Bilâ-şuhûd akdolunan nikâh fâsiddir.
Md.57 İkrah ile vukû bulan nikâh fâsiddir.
Md.58 Gayr-ı müslimin bir müslimeyi tezevvücü bâtıldır.

 

BÂB-I HAMÎS

FASL-I EVVEL

Nikâhın Ahkâmı Beyanındadır

Md.69 Nikâhın sahîhan in’ikâdıyla beraber zevcüzerine zevcenin mehir ve nafakası lâzımgelir ve aralarında hakk-ı tevârüs sâbit olur.

Md.70 Zevc kendi istediği mahalde zevcesi için bi’l-cümle levâzımıyle bir mesken-i şer’i tedârikine mecburdur.

Md.71 Zevce mehr-i muacceli istifâdan(aldıktan)sonra zevcinin mesken-i şer’i olan hânesinde ikâmeteve zevci başka memlekete gitmek istedikte bir mâni bulunmadığı takdirde birlikte âzîmetemecburdur.

Md.72  Zevc hânesinde gayr-i mümeyyiz veled-i sağîrinden başka ehil ve ekâribini zevcesininrızası olmaksızın iskân edemez. Zevce dahi zevci razı olmadıkça kendi evlâd ve ekâribini birlikte eyleyemez.

Md.73 Zevc zevcesiyle hüsn-i muâşerete, zevce dahi umûr-i mubâhede zevcine itaata mecburdur.

Md.74 Müteaddidi zevcesi olan kimse onlar beyninde icra-yı adâlet ve müsâvâta mecburdur.

Md.75 Takarrub vukû bulsun bulmasın ale’l-ıtlak nikâh-ı bâtıl ile henüz takarrub vukû bulmayan nikâh-ı fâsid asla hüküm ifade etmez. Binâenaleyh beynlerinde nafaka, mehir, neseb, iddet, hürmet-i musâhere ve tevârüs gibi nikâh-ı sahih ahkâmı sabit olmaz.

Md.76 Nikâh-ı fâsidde takarrüb vukû bulmuş ise işbu takarrüb üzerine yalnız mehir ve iddetlâzım ve neseb ve hürmet-i musâhere sabit olur. Fakat nafaka ve tevârüs gibi ahkâm sabit olmaz.

Md.77 Ale’l-ıtlak nikâh-ı bâtıl ve fâsidde tarafeynin zevciyyet üzre bakâları memnûdur. Müfârakat etmedikleri sûretde bi’l-muhâkeme beynleri tefrik olunur.
 

BÂB-I SÂDİS

FASL-I EVVEL

Mehir Hakkındadır

 

Md.80 Mehir ya mehr-i müsemmâdır ki tarafeynin az veya çok tesmiye ettikleri maldır. Veyamehr-i misildir ki zevcenin babası tarafından ve olmadığı takdirde beldesi ahâlisinden akran ve emsali kadınların mehridir.

Md.81 Mehr-i müsemmânın tamamen veya kısmen ta’cil veya te’cîli caizdir.

Md.82Mehr-i müeccelde bir müddet ta’yin edilmiş ise hulûlundan evvel mutâlebeye zevceninhakkıyoktur. Velev ki talâk vukû bulmuş olsun. Amma zevcenin vefâtıyla ecel sâkıt olur. Müddet ta’yin edilmemiş ise talâk veya zevceynden birinin vefâtı vukûuna kadar müeccel addolunur.

Md.83 Akd-i sahihde mehir tesmiye edildiği takdirde ehad-ı tarafeynin vefâtı veya ictimâ-ısahihden sonra talâk vukûu ile mehr-i müsemma tamamen lâzım gelir. Amma ictimâ-i sahihden evveltalâk vukû bulursa mehr-i müsemmânın nısfı ve adem-i kefâet dolayısıyla velîsinin zevceyi tefrik ettirmesi gibi bir sûretle zevce tarafından iftirak vukû bulursa tamamı sâkıt olur.

Md.84 Akd-i sahihde mehir tesmiye edilmediği veya edilip de ehad-ı tarafeynin vefâtı veyaictimâ-ı sahihden sonra talâk vukûu ile mehr-i misil lâzım olur. Amma ictimâ-ı sahihden evvel talâk vukû bulursa mut’a lâzım gelir.Mut’a mehr-i mislin nısfını tecavüz etmemek üzre örf ve âdete göre tayin edilir.

Md.85 Akd-i fâsidde takarrûbdan sonra iftirak vukûunda eğer mehir tesmiye edilmiş isemehr-i müsemmâ ile mehr-i misilden ekalli ve tesmiye edilmemiş veya fâsiden tesmiye edilmiş ise baliğan mâ belağ mehr-imisil lâzım gelir. Amma takarrubdan evvel iftirak vukû bulursa asla mehir lâzım gelmez.

Md.86 Tesmiye-i mehirde ihtilâf olunup da tesmiye sabit olamadığı takdirde mehr-i misillâzım gelir. Şu kadar ki tesmiyeyi iddia eden taraf zevce ise mehir onun iddia ettiği mikdarı tecavüz etmez. Zevcise onun iddiaettiği miktardan dûn olmaz.

Md.87 Mehr-i müsemmânın mikdarında ihtilâf olunup da zevc mehir olması müteâref olan bir şey iddia etiği halde söz onundur.

Md.88 Bir kimse maraz-ı mevtinde tezevvüc eylediği sûrette mehr-i müsemmâ zevcenin mehr-i misline müsâvî ise zevce onu terikesinden ahzeder. Ziyade ise fazlası hakkında vasiyyet hükmücereyan eder.

Md.89 Mehir menkûhenin malı olup onunla cihaz yapmağa cebr olunamaz.

 Md.90 Bir kızı tezvîc veya teslim için ebeveyn veya akrabasının zevcden akçe ve eşya-yı şâire
almaları memnudur.

Md.91 İşbu fasıl ahkâmı gayr-i Müslimler hakkında câri değildir.

 

FASL-I SÂNÎ

Nafaka Hakkındadır

 

Md.92Nafaka zevceynin muayyen bir şey üzerine terâzisi veya hâkimin kazâsı ile lâzımü’l-edâ olur. Ve bu sûretle takdir edilen nafaka es’ârını tağayyürü veya usr ve yüsr itibarıyla ahvâl-i zevceynin tebeddülü veya kadr-ı kifâyeden dûn veya efzûntakdir edilmiş olduğunun tahakkuku üzerine tezyîdveya tenkis edilebilir.

Md.93 Nafaka ta’cîl ile muaccel olur. Ve zevce tarafından ba’de’l-istifâ yedinde aynen mevcud iken vefât veya talâk vukû bulsa istirdad olunamaz.

Md.94 Zevc, hâzır zevcesini infakdan imtinâ edip zevce nafaka taleb ederse hâkim yevm-i talebden itibaren tarafeynin haline göre nafaka takdir eder. Ve ta’yin edeceği müddetler için peşin verilmesini emreyler.
Md. 95 Takdir ve ta’cîlden evvel mürûr eden müddetin nafakası sâkıt olur.

Md.96 Zevc, zevcesini infaktan âciz kalıb da zevce nafaka taleb ederse hâkim zevc zimmetinde deyn olmak üzere yevm-i talebten itibaren nafaka takdir eder. Ve zevc namına istidâne etmesi için zevceye izin verir.
Md. 97 Zevc zevcesini bilâ-nafaka terk ile ihtifa yahut müddet-i sefer-i baid veya daha karîb bir mahalle giderek tağayyüb eder veya mefkûd olursa hâkim zevcenin zevciyyet hakkında ikâme edeceği beyyine üzerine zevcin nafaka terk etmediğine ve el-an nâşize ve iddeti geçmiş mutallaka olmadığına zevceyi tahlif ettikten sonra yevm-i talebten İtibaren nafaka takdir eder. Ve lede’l-hâce zevc namına istidâne etmesi için zevceye izin verir.
Md. 98‘ Mu’sire olan zevcenin mevâdd-ı sâbıka mûcibince hâkim tarafından istidâneye me’zun kılındığı yerlerde zâtu’z-zevc olmadığı takdirde nafakası kime aid ise inde’t-talep onun zevceye ikrazetmesi lâzım gelir. Ve ileride yalnız zevc’e hakk-ı rucûu olur. Amma zevce ecnebiden istidâne etmiş ise dâin dilerse zevceden, dilerse zevcden mutâlebe eder.
Md. 99 Zevc-i gâibin başkası yedinde veya zimmetinde malı bulunur ve müstevda’ veya med-
yûn kendi yedindeveya zimmetinde mal olduğunu ve zevciyyeti ikrar eder veya inkârı halinde husûsât-ı mezkûreyi zevce bil-beyyine isbât eyler ise hâkim zevcin kendisine nafaka terketmediğine ve el-ân nâşize ve iddeti geçmiş mutallâka olmadığına dâir zevceyi tahlif ettikten sonra o maldan veya semeninden verilmek üzere yevm-i talebden itibaren nafaka takdir eder.
Md.100 Kazâen veya rızâen takdir edilen nafakadan müterâkim mikdar talâk veya ehad-ı zevceynin vefâtı ile sâkit olmaz. Amma hâkimin emriyle istidâne edilmiş olmayan mikdar nüşûz ile sâkıt olur.

Md.101Zevce bir sebeb-i meşrûu olmaksızın zevcinin hânesini terk edip gider veya hâne kendisinin olup da başka bir hâneye naklini taleb etmezden mukaddem zevcini duhûldan men eyler ise işbu nüşûzun devamı müddetince nafaka sâkıt olur.

 

 

 

KİTAB-I SÂNÎ

MÜFÂRAKÂT HAKKINDADIR

 

FASL-I EVVEL

Ahkâm-ı Umûmiyye

Md.102 -Talâkın ehli mükellef olan zevcdir.

Md.103 Talâkın mahalli nikâh-ı sahih ile menkûhe veya mu’tedde olan kadmdır. Nikâhı feshedilen zevce-i mu’tedde mahalli talâk olmaz.

Md.104 Sarhoşun talâkı mûteber değildir.

Md.105 İkrah ile vukû bulan talâk muteber değildir.

Md.106 Talâkın şarta ta’liki sahihtir.

Md.107 Talâkın zaman-ı müstakbele izâfesi sahihtir.

Md.108 Zevç, zevcesi hakkında üç talâka mâliktir.

Md.109 Talâk elfâz-ı sariha ile vâki olur.Müteâref olan elfâz-ı kineviyye dahi sarih hükmün-
dedir. Amma müteâref olmayan elfâz-ı kineviyye iletalâkın vukûn ancak zevcin niyyetine mütevakkıftır. Zevcin talâka niyyet edip etmediği hakkında tarafeynihtilâf etseler zevç yeminiyle tasdik olunur.
Md.110 Zevcesini tatlîk eden zevç keyfiyyeti hâkime beyan etmeğe mecburdur.

 

FASL-I SÂNÎ

Talâk-ı Ric’î ve Bâin Hakkındadır

 

Md.111 Bir kimse nikâh-ı sahih ile menkûhesini takarrubdan sonra lafz-ı sarih ile tatlîk etse talâk-ı ric’î vâki olur.

Md.112 Talak-ı ric’î fi’l-hal zevciyyeti izale etmez. İddet içinde zevcin zevcesine kavlen veyafilen hakk-ı rucûu vardır. Bu hak iskât ile sâkıt olmaz.

Md.113 Zevc iddet içinde rucû ederse henüz mevcud olan nikâhı idâme etmiş olur. Bu hususta kadının rızasını istihsale muhtaç olmaz ve mehr-i cedîd lâzım gelmez.

Md.114 Şarta ta’lik ve zaman-ı müstakbele izâfe olunan rucû sahih değildir.

Md.115 Birinci talâk-ı ric’îden sonra rucû sahih olduğu gibi ikinci talâk-ı ric’îden sonra dahi sahihtir. Amma üçüncü talâk-ı ric’î ile beynûnet-i katiyye hâsıl olur.

Md.116 Bir kimse nikâh-ı sahih ile menkûhesini takarrubdan evvel tatlîk ederse talâk-ı bâinvâki olur. Ve keza beynûnet ifâde eden elfaz ile veyabir ivaza mukarin olarak tatlîk ederse talâk-ı bâinvâki olur.

Md.117 Talâk-ı bâin fi’l-hal zevciyyeti izâle eder. Şu kadar ki bir veya iki talâk-ı bâin tecdîd-i nikâha mâni olmaz. Amma üç talâktan sonra beynûnet-i katıyye hâsıl olur.

Md.118 Beynûnet-i katiyye zevcenin iddeti mürûr ettiktensonra maksad-ı tahlil ile olmayarak zevc-i âhara varıp ba’de’t-takarrûb andan iftirakı ve iddetinin mürûru ile zail olur.

 

FASL-I SÂLÎS

Hıyar-ı Tefrik Hakkındadır

Md. 119Mani-i takarrub uyûbdan sâlim olan kadın zevcinin böyle bir illet ile malûl olduğunamuttali oldukta hâkime bi’l-müracaa tefrikini taleb edebilir. Amma kendinde böyle bir ayıp bulunan kadının talebi mesmû olmaz. Şu kadar ki takarrûb edilmiş olan zevcenin zevcde hâdis olan bu kabil ayıp sesebiyle hakk-ı hıyarı yoktur.

 Md. 120 Kable’n-nikâh zevcinin innetten maada mani-i takarrûb aybına muttali veya ba’de’n-nikâh herhangi birayba razı olan zevcenin hakk-ı hıyarı sâkıt olur. Fakat kable’n-nikâh innete ıttıla, hakk-ı hıyarı iskât etmez.

Md.121 Zevce mevadd-ı sâbıkada muharrer olduğu üzre hâkime müracaat ettikte nazar olunur: Eğer illet kâbil-i zevâl değilse hâkim derhal beynlerini tefrika hükmeder. Ve eğer kâbil-i zevâlise hâkim zaman-ı mürâfaadan ve şayet marîz ise vakt-iifâkatından itibaren bir sene müddetle te’cîl
eyler. Esnâ-yı te’cîlde zevc veya zevce az-çok bir müddet takarrübe mani olacak derecede hasta olur
veya zevce gaybûbet ederse bu sûretle geçen müddet hisaba idhal edilmez. Lâkin zevcin gaybûbeti ve zevcenin, eyyâm-ı hayzıhisaba idhal edilir. Bu müddet zarfında illet zâil olmadığı ve zevc talâka razı olmayıp zevce dahi talebindemusırr olduğu halde hâkim tefrika hükmeder. Mürâfaanın gerek hidâyet ve gerek nihâyetinde zevctakarrubunu iddia eylediği takdirde zevce seyyib ise söz maa’l-yemin zevcindir. Bâkir ise söz bilâ yemin zevcenindir.
Md. 122 Cüzzam ve baras ve illet-i zühreviyye gibi bilâ zarar birlikte ikâmet mümkün olma-yan illetlerden birinin zevcde vucûduna ba’de’n-nikâh muttali olur veya muahharan böyle bir illet tahaddüs ederse zevce hâkime bı’l-müracaa tefrikini taleb edebilir.İllet-i vâkıanın zevâli ümid olunursa hâkim tefriki bir sene te’cil eder. Bu müddet zarfındazâil olmadığı ve zevc talâka râzı olmayıp zevcedahi talebinde musırr olduğu takdirde hâkim tefrika hükmeyler. Amma kör veya topal olmak gibi uyübdan birinin zevcde bulunması tefriki mûcib olmaz.
Md. 123 Akd-i nikâhtan sonra zevc tecennün edip de zevce hâkime bi’l-müracaa tefrikini taleb etse hâkim tefriki bir sene müddetle te’cil eyler. Bu müddet zarfında cinnet zâil olmadığı ve zevce musır bulunduğu halde tefrika hükmeyler.

Md.124 —Muhayyer olduğu yerlerde zevcenin hıyarı fevri değildir. Dâvâyı bir müddet te’hîrveya ikâme-i dâvâdan sonra bir müddet terk edebilir.
Md.125 Mevadd-ı sâbıkaya tevfikan tefrikten sonra tarafeyn tecdid-i akd ederlerse ikinci tezevvücde zevcenin hakk-ı hıyarı yoktur.
Md. 126 Bir kadının zevci ihtifa veyahud müddet-i sefer veya daha karîb bir mahalle giderek tagayyüb edip veya mefkûd olup nafaka tahsili müteazzir olur ve zevcesi tefriki taleb ederse hâkim tahkîkat-ı lâzıma icrasından sonra beynlerini tefrika hükmeder.

Md.127 —Nafaka cinsinden mal terk ettiği halde "tagayyüb eden bir kimsenin zevcesi hâkime
bi’l-müracaa tefrikini taleb etse hâkim o kimse hakkında icra-yı tahkikat eder. Nerede olduğuna ve hayat ve mematına dâir haber alınmasından ye’s hasıl olur ise ye’s tarihinden itibaren dört sene te’cıl eyler.İşbu müddet zarfmda haber alınamadığı ve zevce talebinde musırr bulunduğu halde tarefeyni tefrik eder. Eğer zevc muharebede gaybûbet etmiş ise hâkim tarafeyn-i muharibeynin ve üsera’mn yerlerine avdetinden itibaren bir sene mürûr eyledikten sonra tefi ika hükmeder. Her iki halde zevce hüküm tarihinden itibaren iddet-i vefat bekler.
Md.128 Mevâdd-ı sabıka mûcibince tefrîkına hükmolunan kadın âhar bir şahıs ile tezevvücettikten sonra zevc-i evvelin zuhûru nikâh-ı âhirin infisâhınımûcib olmaz.

Md.129 Vefâtına hükmolunan kimsenin zevcesi âhar bir şahısla tezevvüc ettikten sonra zevc-ievvelin hayatı tahakkuk etse nikâh-ı sânî münfesih olur.

Md.130 Zevceyn beyninde niza’ ve şikâk zuhur edib de tarafeynden biri hâkime müracaat ederse hâkim tarafeyn ailelerinden birer hâkem tayin eder. Bir veya iki taraf ailesinden hâkem tayin olunacak kimse bulunamaz veya bulunup da hâkem olacak evsafı hâiz olmazsa hariçten münasiplerini tayineyler. Bu sûretle teşekkül eden aile meclis-i tarafeynin ifadât ve müdâfaâtını tedkîk ile beynlerini ıslâha çalışır. Kabil olmadığı sûrette kusur zevcde ise beynlerini tefrik eder.Ve zevcede ise mehrin tamamı veya bir kısmı üzerine muhâlea eyler. Hâkemler ittifak edemezler ise hâkim evsaf-ı lâzımayı hâiz diğer bir heyet-i hakemiyle veya tarafeyne karabeti olmayan üçüncü bir hâkem tayin eyler. Hakemlerin verecekleri hüküm kat’î ve nâ-kâbil-i itirazdır.

Md.131 Mevadd-ı sâlife mûcibince tefrika dâir sâdır olan hüküm talâk-ı bâini tazammuneder ve keyfiyyet ale’l-usul tescil edilir.

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

SEYFUDDÎN EL-ÂMİDÎ’NİN EL-İHKÂM FÎ ÛSÛL’İL AHKÂM

Eserinde İcmâ ve İçtihat Bahisleri üzerine bir İnceleme (irem kurt)

DEVAMI

Kavaid-i Külliye (23-26. Maddeleri) (Abdullah Kahraman)

MECELLE-İ AHKÂM-I ADLİY-YE?DE 99 KÜLLİ KAİDE- 23-26. MADDELER (irem kurt)

DEVAMI

Deutsch

Foto Galeri

<p>Yeni Ti-Entertainment.com hakkındaki görüşünüz?</p>