Ti-Entertainment

İslam Hukuku Kitap Özeti İslam Hukuku

İslam Hukuku Kitap Özeti

Aile Hukukundan sonraki kısmları daha sonra eklenecektir...

 

Evliliğin sonuçları

  1. MEHİR
  • Verilmeyeceği şart koşulsa dahi, kadın ona hak kazanır
  • Kadının malıdır- onunla çeyiz hazrılamak zorunda değildir
  • “kalın” veya “başlık” – sosyal bir müessese, mihirden ayrı/farklı

 

  • Hanefilerce: asgarÎ 10 dirhem
  • Malikiler: 3  asgari dirhem
  • Şafiiler ve Hanbelilerde mehir için asgari miktar yok
  • Üst sınır yok! (Hz.Ömer döneminde uygulanmak istenmiş ancak Kadın Sahabenin biri ayetten delil getirmesiyle vazgeçilmiştir)
  • Osmanlı devletinde: sadece yeniçeriler için üst sınır vardır (görevlerini bunun için istismar etmemeleri için)
  • Tanzimattan sonra çıkarılan fermanda, evlenecek olanların gruplara ayrılması ve ödenecek mehrinmesi:

Mehir:  

  1. Mehri Müsemma:  üzerinde alaşılan
  2. Mehri Misil: kız tarafından bakılıp ona göre sonradan takdir edilen mehir

 

  • Mehir, a) peşinen MUACCEL  ya da b) sonraya bırakılarak MÜECCEL olur!
  • Mehrin kadının zımmetinde hak olabilmesi için,  ya zifaf ya da sahih halvet[1]  olmalıdır. ya da taraflardan biri bunlardan önce vefat etmelidir!
  • ZİFAF veya SAHİH HALVET öncesi ayrılma olursa:
  • Koca sebeb olduysa mehrin yarısını
  • Kadın sebep olduysa mehir hiç yok

 

  1. NAFAKA

Yiyecek, içecek, tedavi, ilaç, mesken ve bazı durumlarda hizmetçi masrafları dahildir

Kocasının evine taşınmayı reddeden ya da taşınmak için çok küçük olana nafaka vacip değildir

Koca nafakayı temin etmezse, kadın kendisi ve çocukları için nafaka takdir ettirir; takdir edildiği halde yine de ödemezse, hapsettirilir (zengin ise)

Şayet koca fakirse, mahkeme kadına nafaka tayin eder ve borç alabilme izni verir (İSTİDANE)- kadın nafaka için borçlanır ve bu borca kocasıyla birlikte muhatap olur.

Koca nafakayı temin edemezse, kadın boşanabilir... HANEFİLERCE OLMAZ!

 

Evlilğin sona ermesi:

Genel olarak 2 çeşit:

  1. Talak (3 çeşit)
  2. Fesih

 

  • Bain Talak derhal son verir; ancak rici talak iddet bitiminde son verir. Kullanılan her talak kocanın 3 talak hakkından azaltır.
  • Talakın belirginliği kocanın hakkıdır: ama evlenirken ya da evlilikte karısını da yetkili kılabilir (tefvizi talak)

 

Talakın Şartları:

  1. Kocaya ait şartlar:

 

  • Bizzat koca ya da tayin ettiği bir vekili
  • Eksik ehliyetli ya da ehliyetsizleri velileri boşayamaz!
  • Koca tam ehliyetli olmalıdır (mümeyyiz ya da gayrı mümeyyiz çocuklar boşama ehliyetine sahip değillerdir!) (sefih tam ehliyet sahibidir)

Sarhoşluk: 

  • hanefilere göre:  Hukuki işlemleri gibi, Talak’ı da geçerlidir
  • Hukuki Aile kararnamesi bu içtihadı kadın ve çocukların maduriyetlerinden dolayı terketmiştir!

Mükrehin durumu:

  • Hanefilere göre: geçerlidir
  • Cumhura göre: geçerli değildir (hukuk-i Aile Kararnamesinin uyduğu içtihad)

 

 

Kadına ait Şartlar:

Bain talak iddeti bekleyen kadının hakkındaki talak da geçerlidir: (halen evli ve rici talak iddeti bekleyen kadında zaten)

 

Talak için kullanılan sözler:

  1. Sarih: geçerlidir
  2. Kinayeli: Geçerli olması için niyete ve halin delaletine bakılır

 

Talakın Adedi:

Koca karısını ister rici olsun, ister bain olsun 3 kere boşayabilir

3 boşama hakkını kullanan erkek karısı başkasıyla evlenmeden önce geri evlenemez

 

Talak’ın kısımları:(sünni talak- bid’i talak ayrımı da vardır)

 

  1. RİCİ talak(dönülebilir boşanma)

Kocaya iddet süresince yeni bir nikaha ihtiyaç duymaksızın imkan veren boşama türüdür

Şartları:

Evlilik zifafla fiilen başlamış olmalı

Talak sarih, şiddet ve mübalağa ifade etmeyen sözlerle yapılmış olmalı

Üçüncü boşama olmaması lazım

Üçüncü boşamada “büyük ayrılık”= beynûnet-i köbra” gerçekleşir

  • Geri dönüşün şahitlerce yapılması Hanefilerce müstehap, şafiilerce şarttır
  • Rici boşanma mirascılığa engel değildir
  • Vade geldiğinde boşama “ bain” olmuş olur

Bain Talak(ayırıcı boşanma)

  • Kocaya boşamış olduğu eşine yeni bir nikah kıyılmaksızın dönme imkanı vermeyen boşanma türü
  • Eğer 3.boşanma hakkı kullanılmışsa: kadının rızası- yeni bir nikah- 2. Defa mehir ile karısına geri dönebilir
  • Şartları:
  • Boşanma nikahtan sonra- Zifaftanda önce vuku bulmuşsa
  • Hanefilere göre: kinayeli ya da şiddet ifade eden sözlerin kullanılmış olması
  • Şafii, hanbeli: rici talak diye hükmederler
  • Bain talak evliliğe derhal son verir, bundan dolayı:
  • Mehir sabit olmaz
  • Mirascılığa manidir
  • Maraz-i mevtte olan koca karısını rızası olmaksızın boşar, iddet beklerken koca ölürsei miracı olur (kadın ölürse, koca mirascı olamaz)

 

Talak’ın şart veya vade’ye bağlanması:

Talak şarta bağlanabilir

Vadeye bağlanabilir

 

Talak:  

  1. Şartsız (müneccez)
  2. Taliki (Muallak)
  3. Vadeli (Muzaaf)

 

Muhalaa:

  • Tarafların aralarında anlaşarak evliliğe son vermeleri
  • Çoğu kez: boşanma talebi kadından geliri boşanma kocaya yüklenecek olan malî yükümlülükleri kaldırma ile temin edilir
  • Ayrıca kadının malvarlığı üzerinde dilediği gibi tasarruf hakkı olmalıdır (zira kadına borç yükler)
  • Muhalaa bedeli mehir olması mümkün her türlü mal tespit edilebiliri bunun yanısıra emzirme ve başka menfaatler...

Tefrik:

  • Evliliğin mahkeme kararıyla sona ermesi
  • Belirli sebeblerin valığı halinde boşanmaya hükmedilir (Hanefilerde geniş; Maliki ve Hanbelilerde daha geniş)
  • Hastalık ve kusur:
  • Cinsi hastalıklar: (erkeklerde iktidarsızlık, cinsel ilişkiye engel olan rahatsızlıklar) – bunu herkes kabul eder – müttefekun aleyh
  • Akıl hastalığı: alaca hastalığı (İmam Muhammed ve cumhur kabul eder)
  • Ancak Eş bunları akit anında bilmezse boşayabilir. Sonradan öğrenip uzun süre razı geldiyse boşanmayı talep edemez!
  • Hakim hastalık iyi olacak gibiyse, boşanmayı 1 sene tescil eder, eğer ümit yoksa derhal hükmeder (bain talak hükmündedir
  • Bu hak kadında da erkekte de vardır

 

Nafakanın Temin edilmemesi:

Hanefiler dışındakilere görei fakirlik sebebinden dahi olsai nafaka temin edilmezse, kadı boşanmaya hükmedebilir

Osmanlıda:  Kocası nafaka bırakmadan kaybolan kadınların nafaka temininde güçlülük çekmeleri durumunda boşanma talebinde bulunabilecekleri esası kabul edilmiştir

Gaiplik:

Mevkûd:

Ebu Hanife’ye göre: yaşıtlarının hayatı kadar süre beklenir, sonrasında hükmen ölü kabul edilir- karısı ölü karının verilmesinden sonra yeniden evlenebilir

  1. İmam Malik: Kocası kaybolan kadın boşanma talebinde bulunabilir
  2. Hanbeli: 4 yıl geçtikten sonra, boşanma talebinde bulunabilir

 

Gaiplik:

Hanefi/Şafi: kadının boşanma hakkı yok

Maliki (baindir) Hanbeli (fesihtir) diyerek gaiplik uzarsa kadın boşanabilir derler

Fena Muamele ve Geçimsizlik:

Sadece Maliki ve Hanbelilerde

Maliki: kadın mahkemeye ispat ederse, tefrşk edilir. Eğer ısrar ederse her iki tarafdan da hakim seçilir- ıslaha çalışırlar, mümkün olmazsa...

Kusur kocadaysa BAİn talak

Kadındaysa: muhalaa’ya hükmederler

= Bu Hukuk-i Aile kararnamesinin görüşüdür

Evliliğin sona ermesinin souçları:

İddet:

Kadının hamile olup olmadığının anlaşılması/rici talakta kocanın tekrar düşünüp geri dönebilmesi için verilmiştir

Sahih evlenmeden sonrai zifaf/sahih halvet

Fâsıt nikahdan sonra, zifaf’dan sonra ayrılık olursa

Sahih evlenmeden sonra, koca ölürse

4 karısı olup birini boşayan ya da karısını boşayıp onun yakınıyla evlenmek isteyen erkek’de karısnın iddetini beklemek zorundadır

 

İDDET:

  1. Ölüm iddeti:hamile değilse: 4 ay 10 gün, eğer hamileyse doğumla sona erer fâsıt nikahla evli; Rici talakla iddet bekleyen kadının eşi ölürse, iddeti kesip ölüm iddetine başlar, bain talak bekleyenler o iddeti bitirirler olanlar
  2. Talak veya fesih'deki iddet

 

 

İddet nafakası:

  1. Hanefilerde: Rici + Bain + fesih iddeti bekleyenlerin nafakaları kocalarına aittir
  2. Malikiler + Şafiiler: Rici + hamile bain  iddeti bekleyenlerin nafakaları kocalarına aittir
  3. ÖLÜM iddetine nafaka gerekmez

DOĞUM ve NETİCELER:

Nesep:

  • Bir kimsenin geldiği soy ile kan bağını ifade eder
  • Dar anlamda: çocuğun anne-babasıyla olan hısımlık ilişkisi

Nesebin sübutu:

  • Hamileliğin asgari süresi 6 aydır
  • Azami süresinde ihtilaf vardır: hanefilerde 2 sene, şafiilerde 4 sene

Sahih evlilikte nesebin subutu:

  • Doğal olarak Baba’ya bağlanır: evlilikten sonra en az 6 az sonra doğmuş olmalı; erkeğin adeten baba olacak yaşta bulunması gerekir
  • Kadin iddet bekliyor ise, doğan çocuk Babanın nesebine bağlanır. Talak rici ise hem nesep sabit olur, hemde kocanın rici talaktan dödüğü varsayılır

Fasıt Evlilikte ve Evlilik Şüphesi ile Birleşmede Nesebin Sübutu:

- Fasıt evlilikte, nikah değil zifaf şarttır- çocuk zifaftan en az 6 ay sonra doğmalı; fasıt evlilikten meydana gelen ayrılıktada sonra doğan çocuğun (azami hamilelik süresinde) nesebi babaya sabit olur

İkrar ile Nesebin Sübutu:

Şartları:

  • Baba- çocuk arasında uygun yaş farkı
  • Çocuğun nesebinin meçhul oluşu
  • Çocuğun zina ile meydana gelmiş olduğunun söylenmemiş olması
  • Çocuk mümeyyiz ise bu tanımayı kabul etmelidir

 

 

Evlat Edinme

  • Evlatlık ilişkisinde – miras yok- evlenme yasağı yok
  • Osmanlı Devletinde, kendine özgü bir evlatlık kurumu: veliler, çocuğa nafaka ödemektedirler
  • Nafakanın ödenmesinin sebebi: sonradan birinin çıkıp çocuk benimdir demesini zorlaştırmak içindir. Zira ozaman birikmiş nafaka borcunu ödemek zorunda kalır
  • Bu türde tek veya çift taraflı mirascılık mümkün

Emzirme (Radaa)

  • Annenin dinen emzirme mecburiyeti – hukuken mecburiyeti yoktur
  • Anne evlilik sürerken veya boşanma iddeti beklerken, emzirme ücreti talep edemez: kocası zaten nafakasıyla yükümlüdür
  • Talak iddeti bitmiş ya da ölüm iddeti bekleyen kadın emzirme ücreti talep edebilir: emzirme süresi 2 yıldır

Çocuğun bakım ve terbiyesi (HİDANE)

  • Karı koca ayrıldığında öncelik Anne’ye verilmiştir – ondan sonra kadının akrabaları
  • Hâdîne’de aranan nitelikler:
  • Akıl, bâliğ ve hür
  • Bakmaya muktedir
  • Çocuğun sihhat ve ahlakını korumada güvenir
  • Hanefilerde hâdinelik hem hak hem de görevdir, yani işlemese dahi zorlanacaktır
  • Hâdine çocuğun annesi değilse, hak kazanır
  • Annesi olup, babadan ayrılmış ve ondan nafaka almıyor, hak kazanır

Erkek= 7-9 yaşına kadar, kız= 9-11’e kadar hadine’de kalır

Nafaka:

Usulu furu nafakası:

  • Fakir olan anne-babanın ve diğer usülünün nafakası çocuklarına aittir (çalışacak durumda olsalar dahi)= nafaka borcu vardır
  • Öteki türlü de aynı şekilde (furuunun gücünün yetmemesinin nedenleri: okuma, hastalık, kız çocuğu olma)

Akrabalık Nafakası:

  • Aralarında kan hısımlığı olan ve evlenemeyecek derecede birbirlerine yakın olan akrablar için

Şartları

  • Nafakaya muhtaç olan “ fakir”
  • Nafaka borcu altına giren ise “ zengin olmalı
  • Din birliği olamlı
  • Hakimin kararı gerekir

 

 

Ceza Hukuku

  1. Suçlar:  Hadd, Kısas, Tazir (Allah hakkına yönelik veya kul hakkına yönelik olabilir)

 

  1. Had Suçları:
  2. Cezası Allah ve Peygamber tarafından belirlenmiş suçlardır
  3. Allah haklarına yönelik suçlardır
  4. Kısas Suçları:
  5. Cezası Allah ve Peygamber tarafından belirlenen ve şahıs haklarına yönelik suçlardır
  6. Ta’zir suçları:
  7. Cezası Allah ve Peygamber tarafından belirlenmemiş, düzenlenmesi ise devlet başkanına veya hakime bırakılmış suçlardır

 

Aralarındaki Farklar:

  1. Had-Kısas suçlarıtek ve sabit. Hakimin takdir hakkını kullanabileceği bir alt ve üst sınır yoktur. Tazir suçlarında ise= tek bir ceza şart değildir. Hakimin suça ve suçluya bağşı takdir hakkını kullanabileceği bir alt ve üst sınır vardır
  2. Had suçları şikayete bağlı değil.Re’sen soruşturulur.

Kısas suçlarışikayete bağlı

Tazir suçları= Allah’a yönelik olanlar re’sen, şahsa yönelik olanlar şikayete bağlıdır

  1. Had suçlarında=mağdurun veya devlet başkanının suçluyu affetmesi sonucu değiştirmez. -- Kısas suçlarında= mağdur aaffedilebilir. Ceza ya tamamen ortadan kalkar, veya  hafifler veya türünü değiştirir.

Ta’zir suçlarında= şartlara gore mağdur veya devlet başkanının affetmesi etkili olmakta

  1. Had ve kısas suçlarında= hafifletici sebepler dikkate alınmaz

Tazir suçlarında= hafifletici sebepler dikkate alınır

  1. Had suçlarında= zamaaşımı var

Kısas suçlarında= yok

 

 

Allah ve Kul Haklarına Yönelik Suçlar:

 

  • Allah haklarına yönelik: Allah ve Peygamber tarafından konulan bir hükmün ihlalidir. İslam’ın kurmuş olduğu kamu düzenini ilgilendiren suçlardır. Zararı tek bir kişiye değil, herkese dokunur
  • Suçların bir kısmı da doğrudan bir şahsa zarar verir
  • Bazen de her iki tür hak ihlal edilmekle birlikte Allah hakkının ihlali ağır basan veya kul hakkının ihlalinin ağır basan suçlar vardır
  • Allah hakkına yönelik suçlar mağdur tarafından affedilemez. Şahıs hakkına yönelik suçlar affedilir
  • Şahıs hakkına yönelik suçların takibi şikayete bağlı, had suçlarının ise değil

 

  1. HAD SUÇLARI:
  2. Hırsızlık
  3. Yol kesme, Silahlı gasp ve soygun (HIRABE)
  4. Şarap içme-sarhoşluk
  5. Isyan (Bağy)
  6. İrtidat

 

  1. Kısas ve Diyet Suçları:

-Adam öldürme:

  1. Kasten adam öldürme
  2. Kasıt benzeri (adam öldürme)
  3. Hataen (adam öldürme)
  4. Hata benzeri (adam öldürme)
  5. Sebep olma yoluyla (adam öldürme)

 

  • Müessir Fiiller:
    1. Kasten müessir fiil
    2. Hata ile Müessir fiil

 

  1. Ta’zir Suçları:
  2. Kalpazanlık, sahte evrak, kız kaçırma, ırza geçme, kadın satma, yankesiciliki meskene tecavüz, kundakcılık, görevi kötüye kullanma, bulunmuş malı sahiplenme, vazifesini gerektiği gibi yapmama…

 

 

HAD SUÇLARI

 

HIRSIZLIK:unsurları

 

  1. Çalınan mal belirli bir değerde olmalı
  2. Başkasına ait olmalı
  3. Gizlice Alınmış olmalı
  4. Koruma (hırz) altında iken olmalı

 

Başkasına ait olmalı:

  • Mal başkasının mülkiyetinde olmalı
  • Malın belli bir kısmı dahi hırsıza ait bulunduğunda had grubuna giren hırsızlık gerçekleşmemiş olur
  • Hiç kimsenin mülkiyetinde olmayan malların gizlice alınması hırsızlık suçunu oluşturmaz
  • Mülkiyet şüphesi bulunan malların çalınması durumunda da hırsızlık suçu olmaz

=Örnek: Babanın çocuğunun malını çalması. Devlet hazinesine ait bir malı çalma suç oluşturmaz. Çünkü devlet hazinesinde herkesin çok cüz’î de olsa bir hissesi vardır. Ortada mülkiyet şüphesi vardır

 

Gizlice Alınmış Bulunmalı:

  • Malın açıkca değil, gizlice alınması

 

Koruma Altında İken Alınma

  • Malın bir bekçi tarafından korunması veya malın sahibinin kendi malını izni olmadan girilmeyen uygun bir yere koymasıdır

 

===NOT: Bu unsurlardan birinin eksik olması, örneğin malın daha düşük bir değerde olmaı ya da açıkta bırakılan bir malın alınması veya gizlice almayıp zorla alınması  o suçu had suçu olmaktan çıkarıp bir tazir suçu yapar veya suçun mahiyetini değiştirip başka bir suç yapar

Kovuşturulması:

  • Had suçları grubunda yer aldığından takibi şikayete bağlı değildir. Fakat bu suçta şahıs haklarıda ihlal edildiğinden bazı hukukcular şikayete bağlı olduğunu kabul ederler

Cezası:

  • Suçlunun sağ eli bilekten kesilir
  • Malın iadesi meselesi= mal mevcutsa sahibine iade edilir. Ancak harcanmışsa ve hırsızlık için öngörülen ceza uygulanmış ise tazmin borcu yoktur. Naşka bir görüşe göre hırsız zengin ise tazmin eder, değilse gerekmez

 

Yol Kesme - Silahlı Gasp ve Soygun:

 

  1. Silah ve kuvvet kullanma
  2. Şehirlerarası yolda olma
  3. Erkek olma

 

  • Gelip geçici önleme, geçenlerin malını alma veya canlarına kastetme maksadıyla bir kişi veya grubun belli bir silah gücüyle umuma ait bir yolu kesme

Silah ve Kuvvet Kullanma:

  • Bir kimsenin malını alma veya korku verme silah ve kuvvet kullanarak olmalı. Fiil açıkca yapılmalı

Cezası:

  • Ölüm, asılma el ve ayakların çaprazlama kesilmesii sürgün
  • Suç işlerken bir kimse öldürülürse ölüm cezası. Öldürülme ile kişinin malı alınırsa = salb (asılma) cezası
  • Sadece malı alınırsa= el ve ayakları çaprazlama kesilir
  • Sadece yol kesilir, etrafa korku salınmış, başka birşey yapılmamış ise = sürgün cezası verilir
  • Hakimin bu cezaların sırasını değiştirme veya birini takdir etme konusunda yetkisi yok

 

Tövbein Cezaya Etkisi:

  • Yol kesmenin suçunu işleyenlerin yakalanmadan once tövbe etmesidir… bu durumda cezası düşer
  • Ancak aldıkları malları veya değerini iade etmek zorundadırlar
  • Adam öldürme durumunda ise ölüm cezası düşmekte fakat ölenin yakınlarının taleb etmesi üzerine kısas veya diyet cezası verilebilir

 

ZİNA:unsurları

  1. Ilişki bir kadınla erkek arasında olmalı
  2. Muhsan olmalı
  3. Özel isbat şartı

 

  • Aralarında nikah akdi bulunmayan bir erkekle kadının cinsi ilişkileri. Böyle bir ilişkide bulunanlar o anda ister başkasıyla evil bulunsun isterse bekar olsunlar bu suç gerçekleşir

 

İlişki bir kadınla erkek arasında olmalı:

  • Bir erkekle erkek veya bir kadınla kadın arasındaki anormal ilişkiler zina sayılmaz. Bunlar tazir grubuna giren bir cinsi ilişki olarak değerlendirilir ve ona gore cezalandırılır
  • Eli olmayan kimselerin zina suçunun oluşması için sadece bu unsure yeterlidir

 

Muhsan olmalı:

  • Zinanın daha ağır bir türü olan evli kimsenin zinasında ise kişinin muhsan olamsı gerekmektedir
  • Muhsan olma= tam ehliyetli olma ve başından bir evliliğin geçmiş olması demektir. Buna gore muhsan sayılmak için evliliğin halen devam etmesi şartı aranmaz
  • Ayrıca zina yapanların müslüman olmaları şartı arandığı gibi evliliklerin bir Müslüman’la olması da şart koşulmuştur. Bazı hukukcular ise bunu şart koşmaz. Gayri müslimlerle evil olanları da muhsan sayarlar

Özel İsbatı Şartı:

  • Dört erkek şahidin zina fiilini gördüklerine şahitlik etmeleri gerekmektedir. Bu sayıda bir azalma olması suçun sabit olmasını önlediği gibi böyle bir fiili gördüklerini beyan edenlere zina iftirası cezası verirlir
  • Ancak 4 kişinin zina fiiline tanıklık etmesi bu fiilin adeta alenî bir şekilde yapılması anlamına gelir ki İslam toplumunda böyle bir aleniliğin gerçekleşmesi mümkün değil. Bu sebeple zina suçları ikrar yoluyla sabit olmuştur. Bu ikrarın bir defa olması yeterli olmayıp 4 defa olması aranmaktadır

 

===Tıbbî karineler şahitliğe gerek olmadan suçun sabit olmasını sağlar mı?

Örnek: kocası olmayan kadının hamile olması. Onun zina yaptığını göstermekte yeterlidir. Fakat bazı hukukçular kadının zina etmediğini mesela zorla ırzına geçildiğini söylemesi durumunda hamileliği suçun sabit olması için yeterli saymamaktadır

 

Cezası:

  • Bekar bir kimsenin zina suçunu işlemesi= yüz sopa ve 1 yıl sürgün
  • Evlinin cezası= ölüm

 

Zina iftirası: (KAZF

  • Bir kimseye zina ettiği ithamında bulunmaktır
  • Bazı hukukculara gore bu itham açık bir biçimde yapılmalı, bazıları ise kapalı bir ifadeyle yapılması gerektiğini söylerler
  • İthama maruz kalan kimsenin muhsan olması şartı aranmakatdır. Yani daha once haram bir cinsel ilişkide bulunmamış olması anlamındadır
  • Zina iftirasına maruz kalan kimsenin kadın veya erkek olması fark etmez

Kovuşturulması:

  • Bir kısım hukukçular bu suçu Allah haklarının, bir kısmı da şahıs haklarının ihlal edildiği bir suç olarak görürler. Bazıları ise hakime intikal edene kadar şahıs, intikal ettikten sonra Allah hakalrının ihlal edildiği bir suç sayar
  • Suçu baştan itibaren Allah haaklarına yönelik Kabul edenlerle, mahkemeye intikal ettikten sonra döyle sayanlar, hükmünden sonra suçlunun mağdur tarafından affedilemeyeceği görüşündedir. Şahıs haklarına yönelik sayanlar ise suçlunun hükmünden sonra da affedilebileceğini söylerler
  • Bu suçun takibi şikayete bağlıdır

Cezası:

  • Seksen sopa
  • Suçlunun şahitliği bundan sonra ebediyyen Kabul edilmez
  • Suçlunun tövbe etmesi de sonucu değiştirmez

 

Şarap içme- Sarhoşluk:

  • Sarhoşluk veren bütün maddeler şarap gibidir, azı da çoğu da yasaktır

Cezası:

  • Bu suçun had mı yoksa ta’zir suçu mu sayılacağı tartışmalara sebep olmuştur
  • Cezası dayaktır. Önce kırk sopa daha sonra da 80 sopaya kadar çıkarılmıştır Hz. Ömer tarafından. Cezasını devlet başkanı belirlediğinden de tazir suçudur. Bir üçüncü görüşte 40 sopa had, ilave 40 sopa tazir

 

İsyan: BAĞYunsurları

  1. İsyan meşru devlet başkanına karşı olmalı
  2. Isyan esnasında kuvvet kullanılmalı
  3. Kendilerince haklı bir sebebe dayanmalı
  4. Isyan suçu topluca işlenmelidir

 

  • Silahlı bir grubun mesru devlet başkanını kendilerince haklı görülen bir sebepten ötürü devirmek için başkaldırmaları

 

Mesru devlet başkanına karşı olmalı:

  • Meşruiyetini kaybetmiş bir devlet başkanına karşı gelme isyan sayılmaz. Karşı gelenlerde isyancı sayılmaz

 

Kuvvet kullanılmalı:

  • Devlet başkanına itaat etmemek, biat etmemek veya muhalefet etmek isyan suçunu oluşturmaz

 

Kendileince haklı bir sebebe dayanmalı:

  • İsyancıların devlet başkanının meşru yollardan işbaşına gelmediği, adil olmadığı gibi kendilerince haklı bir sebebi olmalıdır
  • Bu sebebin objetşf olarak haklı olması şart değildir. Bir sebebe dayanmaksızın isyan edenler yol kesici sayılır, ona gore cezalandırılır

 

İsyan Suçu Topluca İslenmelidir:

  • Tek kişinin karşı gelmesi isyan değildir

 

Cezası:

  • Isyana kalkışanlara harp edileceği ve bu esanada gerekiyorsa öldürülebileceği Kabul edilmektedir. Ancak isyanı bastırmaya yetecek ölçüde bir sertliğe izin verilmiştir. Bunun sonucu olarak yaralılar öldürülemez, malları ganimet sayılmaz, çocukları esir alınmaz
  • İsyan bastırıldıktan sonra ölüm cezası dışında uygun bir tazir cezası verilir
  • İsyan sırasında ölüm cezasıda bir had cezası olmayıp isyanın bastırılmasının gerekli kıldığı bir tedbirdir

 

İrtidat:

  • Bir kimsenin İslam dinini açıkca terk etmesine denir

Cezası:

  • İslam hukukcularının büyük çoğunluğu bu suçu olduğunu ve karşılığında ölüm cezasının uygulanabileceğini söylemektedir. Ancak dinden çıkma dini bir şüpheden kaynaklanıyorsa bu şüphenin giderilmesine çalışılır ve dinden çıkanın geri dnmesine imkan tabınır. Suçlunun kadın veya erkek olması arasında fark yok. Hanefilere gore ise= sadece erkekler ölüm cezasına çarptırılır, kadınlara ise hapis cezası verilir
  • Çağdaş hukucular ise bu suçun bir had değil, tazir suçu olduğunu yani cezasının devlet başkanının takdirine bağlı bulunduğunu zöylerler

İrtidat suçu ve din ve vicdan hürriyeti:

  • İslam dininde müslüman olma konusunda herkese tam bir serbestlik tanınmıştır. Dinde zorlama yokturö Bu durumun müslümanken dinden çıkmanın suç teşkil etmesi ile çelişkili olduğu düşünülebilir. Müslümanlıktan çıkmayı suç sayması her dinde ve her sistemde görülen kendini koruma hakkıyla ilgilidir
  • İslam Hukuku kişilerin dini emirleri yerine getirip getirmedikleriyle, bu ihlaller çok açık yapılıp dini hafife alma anlamı ve din aleyhinde adeta bir propaganda niteliği taşımıyorsa fazla ilgilenmez. Mesela namaz kılıp kılmadıkları, oruç tutup tutmadıklarıyla ilgilenmezi takip etmez. Çünkü bunlar Allah’a kulluk sunma niyetiyle yapılan ibadetlerdir. Ancak bunların açıktan ihmali menfi bir propaganda niteliği taşıdığı için hoş görülmez, devlet tarafında takip edilmiştir
  • İslam devletinde yaşadığı halde başka bir dine inanmak isteyen kimse bunu vicdanî bir kanaat olarak taşıyabilir, bu dinin hükümlerinin uygulandığı ülkeye göç edebilir. Ancak İslam devletinde açıktan açığa dinini yaşamasına ve bunu herkese duyurmasına izin verilmez

 

 

KISAS VE DİYET SUÇLARI.

  • Cana ve vücut bütünlüğüne yönelik suçlardır

Adam Öldürme:

Kasten Adam:

  • Bir kimseyi bilerek ve isteyerek öldürümek bu gruba girer
  • Öldürme için elverişli bir alet kullanan kimselerin bu fiili kasden istedikleri kabul edilir. Ancak hangi aletlerin bu suç için elverişli olduğu konusunda farklı görüşler mevcuttur. Bazıları kesici ve delici bir aletin kullanılmasını, bazıları insan bünyesinin dayanamayacağı, bazıları da hangi alet kullanırsa kullansın bu maksada yönelik yapılmasını yeterli sayar

Ceza:

  • Suçlunun kısas edilmesi yani öldürülmesidir. Ancak maktulun yakınları veya bunlardan sadece birisi diyete razı olabilir veya karşılıksız olarak suçluyu affedebilir
  • Kısas uygulanmasında suçlu ile mağdur arasında din, cins, hürriyet farkı engel teşkil etmez. Adam öldürme suçunda bir kadın karşılığında erkeğin,bir zımmi karlılığında müslüman, bir köle karşılığında hür insanın kısas edlimesi mümkün. (Hanefilere göre)

 

Kasıt benzeri ile Adam Öldürme (Şibhi AMD)

  • Katilin ölüm sonucunu doğuran fiili bilerek yaptığı, ancak sonucu istemediği durumlarda kasıt benzeri bir kusur ile adam öldürme vardır
  • Hukukcular ölümün kasden değil kasıt benzeri ile olduğunu öldürme fiilinde kullanılan alete bakarak tespit ederlerç kesici ve delici bir alet kullanılmaksızın fiilin isteyerek yapılması durumunda kasıt benzeri vardır. Alet adam öldürmeye elverişli olmayacak

Cezası:

  • Ağırlaştırılmış diyettir ve bu diyeti akile öder

 

Hataen adam öldürme

  • Bir kimsenin bir şahsı yanlışlıkla öldürmesidir
  • Hata iki şekilde karşımıza çıkar: a) fiilde ve b) kasıtta
  • a)fiilde hata= bir şahsa veya bir av hayvanına ateş etmişken yanlışlıkla bir başka şahsı vurma ve öldürmedir
  • b)kasıtta Hata= Düşman askeri sanılarak bir kimsenin öldürülmesidir

 

Hata benzeri ile adam öldürme

  • Failin  gayri ihtiyari bir fiil ile adam öldürmesidir. Failin hiçbir kimseyi öldürmeye yönelik bir hareketi mevcut değildir

=Örnek: Bir kimsenin uyurken bir çocuğun üzerine düşüp onu öldürmesi gibi…

 

Cezası:

  • Diyet ve bizzat fail tarafından yerine getirelecek olan kefaret

 

Sebep olma yoluyla adam öldürme:

  • Hanefiler kasden olsa bile teşebbüsten adam öldürmeye mübaşereten (doğrudan maktüle yönelik fiille) adam öldürmezken farklı tutarlar. Ve daha hafif bir ceza verirler

Ceza:

  • Akile tarafından ödenecek diyet
  • Hanefiler dışındaki hukukçular, sebep olma yoluyla adam öldürmeyi doğrudan maktüle yönelik bir fiille adam öldürmekten farklı mütalaa etmezler

 

Müessir Fiiller:

  • Yaralama olarak ifade edebileceğimiz vucut bütünlüğüne yönelik, vücutta acı ve ıstırap doğuran fiiller

 

Kasden Müessir fiiller:

  • Bir saldırı kasdı taşıyarak kişinin başkasını yaralamaya yönelik bir fiili bilerek ve isteyerek yapmasıdır

Cezası:

  • Kısastır fakat kısasın gerçekleşme imkanı her zaman mümkün ve kolay değildir. Maksadı aşan bir neticenin ortaya çıkması ihtimalı olduğu durumlarda kısas uygulanmasına gidilmezi diyet ceası verilir. Kısasın uygulanmasının önemli şartlarından birisi suçlu ile mağdur arasında bir denkliğin olmasıdır. Hürriyet, cinsiyet gibi… Denksizliğin mevcut olması durumunda kısas uygulanmaz, diyet ve tazir cezası verilir. Ayrıca mağdur da kısas talep etmeyip diyete razı olabilir

 

Hata ile Müessir Fiiller:

  • Kişinin zarar verici fiili bilerek yapması ancak bir saldırı kasdı taşımaması durumunda hata ile  müessir fiil söz konusudur

Cezası:

  • Kısasın uygulanmadığı durumlarda diyettir

 

DİYET VE AKİLE:

 

Diyet:

  • Kasıtla adam öldürme ve kısas talebinden vazgeçmeleri veya kısasın bir sebeple mümkün olmaması durumda, kasıt dışı adam öldürme ve yaralamalarda ise her halükarda diyet denilen para cezası- tazminatın ödenmesi gerekir

Diyetin miktarı:

  • Adam öldürme suçunda her durum için ayrıca belirlenmeyip sabit tutulmuş ise de mezhepler arasında farklı görüşler olmakla birlikte mağdurun müslüman- gayri müslüman, hür ve köle, kadın ve erkek olmasına gore değişmektedir. Yaralamalr için ödenecek diyet ise göz, kulak, burun, diş gibi belli kısımlar için miktar sabit tutulmuş, diğerlerinde ise istırabın büyüklüğüne gore hâkimin takdirine bırakılmışıtr

 

Akile:

  • Diyet miktarının çok yüksek olması, kasıt dışı adam öldürmelerde ve diyetin bizzat fail tarafından ödenmesinin gerekmediği diğer durumlarda, diyet miktarının fail ile müştereken veya onun katılımı olmaksızın belli derecedeki yakınları tarafından ödenmesi esası. Bu ödemeyi yapan yakınlara akile denir

 

TAZİR SUÇLARI

Ikiye ayrılır

  1. Suçlar aslında had ve kısas iken suçun unsurlarındaki bir eksiklik veya mağdurun veya yakınlarının suçluyu affetmesi sebebiyle had ve kısas cezasının uygulanmaması durumunda suçun tazir suçuna dönüşmesi
  2. Had ve kısas suçlarından olmayan ve düzenlenmesi doğrudan devlete bırakılan suçlardır

 

Devlet Başkanının veya hakimin verebileceği tazir cezasının azami sınır ? 2 ayırım

a)Had ve kısas suçundan tazir suçuna dönen durumlarda, öngörülen had ve kısas suçundan daha hafif bir ceza verilir. Ancak suç tekerrür olması durumunda mesela; kastten adam öldürme suçunu işleyen ve bir sebeple kısas edilmeyen kimsenin ölüm cezasına çarptırabilir olması= şikayet cezasıdır. Suçluluğun tespitini kadı yapar

b)Tamamen Tazir suçu sayılan durumlarda ise Devlet Başkanı suçu önleyici uyugun bir ceza belirler. Bir alt ve üst vardır. Örneğin: dayak cezasında bir üst sınır konabilir ve bu ceza had cezalarının altında kalması gerekir

 

OSMANLI DÖNEMİ UYGULAMASI:

  • Osmanlılar kadıyla tazir suç ve cezalarını belirleme konusunda bir takdir hakkı vermek yerine, bu alanı kanunnamelerle düzenlemişlerdir
  • Kanunnameler ceza hukukunun bütününü düzenleme maksadı taşımaz sadece tazir suç ve cezalarını belirler
  • Kanunnamelerde Kitap ve Sünnet tarafından düzenlenmiş bulunan ve getirmiş olduğu esaslar fıkıh kitaplarında yorumlanmış bulunan had ve kısas suçlarına ait bir hüküm bulunmaz
  • Şeri ceza hukuku kuralları- fıkıh kitaplarında örfî ceza hukuku= kanunnamelerde yer alrı (tazir suçları)

Tazir cezaları:

  • Hapis, para cezası, yüzü karalama, dağlama, sakalı kesme, belli organları kesme, sürgün
  • Para cezaların bazen kanunnamelerde açıkca belirlenir miktarı, bazen de hakim takdir eder

Örnekler: Hırsızlık bir had cezasıdır. Fakat bazı durumlarda had cezası yerine taziren para cezası verilebilir. Bunun nedeni suçun unsurlarındaki bir eksikliktir. Mesela: malın belli bir değere ulaşmış olması suçun önemli bır unsurudur. Bu değere ulaşmış malların çalınmasında had cezası değil, para cezası verilir

Zina suçundaa: 4 şahitle ispat edilmesi gerekir. Bu şartın gerçekleşmemesi durumunda had cezası verilemez. Para cezası verilir

 

 

Unsurlar:

  1. Kanuni unsur:

a)Ceza hukunun zaman bakımından uygulanması

b)Yer bakımından uygulanması

c) kişi bakımından uygulanması: devlet başkanı, zımmiler ve köleler

  1. Maddi unsur:

a)Genel olarak

b)Teşebbüs

c)Suçtan vazgeçme ve tövbe

  1. Hukuka aykırılık:

a)Hakkın kullanılması

b)Meşru müdafaa

c)Görevin ifası

  1. Manevi unsure:

a)Cezai ehliyeti ortadan kaldıran veya azaltan sebepler: akıl hastalığı, akıl zayıflığı, uyku ve baygınlık ve sarhoşluk

b)Kusur

c)İkrah ve manevi unsurun oluşmasına etkisi

 

 

 

Kanunî Unsur:

  • Kanunda belirtilen fiillerin suç sayılmasıdır, bu fiillere yine kanunda belirtilen cezaların verilmesidir

 

Had ve Kısas suçları

  • Kitap ve Sünnet tarafından açıkca yasaklanmış, cezaları belirlenmiş olduğundan kanunilik ilkesi vardır
  • Tazir suçlarında ise kanunilik ilkesi yok. Çünkü suçların ve cezaların tespiti devlet başkanınaa ve hakime bırakılmıştır. Suç ve  suçluya gore uygun bir ceza verilir. Ancak devlet başkanının veya hakimin sınırsız bir yetkiye sahip pşduğu düşünülmemelidir. Keyiflik söz konusu değildir. Devlet başkanının suç sayacağı fiillere belirli bir sınır getirilmiştir. Ayrıca cezalar için belirli bir üst sınır Kabul edilmiştir. Üstelik tazir suçları, cezaları çıkarılan kanunlarla topluca düzenlenmiş, ayrınıtlı olarak yazılmıştır
  • Kanunilik prensibi kısasın uygulanmasını imkansız kılar, yasaklar. Çünkü kanunlarda olmayan fiillerin suç sayılmasını ve yine kanunlarda olmayan cezaların verilmesi sonucunu doğurur. Hata ihitmali vardır. Hata ihtimal, bir şüphedir. Şüphe ile had cezaları düşer

 

Zaman Bakımından Uygulanması:

  • Ceza kanunlarının geçmişe yürümeme kuralıdır. Bu kuralın istisnası ceza kanunlarının lehte hükümlerinin geriye yürümesidir. Ve ceza kanunlarının yürürlük tarihinden ve daha önceden işlenmiş suçlara tatbik edilmemesidir
  • Had ve Kısas suçları Kitap ve Sünnet tarafından konulmuş ve cezaları belirlenmiş suçlar olduğundan cezai hükümlerin bununla ilgili ayet ve hadislerin sâdır olduğu tarihten itibaren uygulandığı söylenebilir. Gerek adam öldürme gibi kısas suçlarında gerekse hırsızlık, zina gibi had suçlarında ilgili ayet  ve hadislerdenönce bir ceza uygulaması söz konusu olmamıştır. Bu bakımdan bu suçlar için ceza hukukunun geriye yürümesi söz konusu değildir. Tazir suçlarındada geçmişe yürüme yok

Yer bakımından Uygulnaması:

İslam hukukcuları dünyayı ikiye ayırır(temelde)

  1. İslam ülkesi: Müslümanların hakimiyetinde olan ve islam hukukunun tatbik edildiği ülke
  2. İslam Ülkesi dışında ülkeler

 

  • Mülkilik anlayışı vardır. İslam ülkesinde bulunan müslüman ve zımmilere  islam hukuku uygulanır. Geçiçi bir süre için izinli olarak burada bulunan yabancılara şahıs haklarına yönelik suçlarda islam hukuku uygulanır. Allah haklarına yönelik suçlarda İslam hukuku uygulanmaz Müslümanların islam Ülkesi dışında işledikleri suçlara ise islam ülkesine döndükleri zaman herhangi bir ceza verilmez. Çünkü bu yerlerde İslam Devletinin bir hükümdarlık hakkı mevcut değil
  • Bir başka görüş ise İslam vatandaşları bakımından şahsilik, islam ülkesinde bulunan yabancılar bakımında mülkilik anlayışının hakim olduğu karma bir sitemdir. İslam ülkesinde işlenen suçlar kimin tarafından işlenirse işlensin, islam hukukuna göre cezalandırılır. İslam Ülkesi dışında işlenen suçlar ise bunları işleyen müslüman veya zımmi olsun islam ülkesine dödüğünde İslam Hukukuna göre cezandırlır

 

Kişi bakımından Uygulanması:

  • Genel prensip İslam Ceza Hukukunda suçlular arasında bir ayrım yapılmaz. Hükümler herkese eşit olarak uygulanır. Ancak özelliği olan bazı kişilere farklı uygulanır

Devlet Başkanı

  • Hanefilere göre= devlet başkanının Allah haklarına yönelik suçlarıyla, şahıs haklarına yönelik suçları birbirinde ayırmak herekir
  • Içki içme, zina gibi Allah haklarına yönelik olan had suçlarına karşı bir dokunulmazlığı vardır. Bunlardan dolayı yargılanmaz, cezalandırılmaz
  • Adam öldürme gibi iahıs haklarına yönelik kısas ve diyet suçlarında ise dokunulmazlığı söz konusu değildir
  • Habefiler dışındakiler ise devlet başkanının suçlar bakımından herhangi bir sorumsuzluğu ve dokunulmazlığı söz konusu değildir. Hangi tür suç isterse işlesin bunlardan sorumludur, yargılanır, cezalandırılır
  • Hanefilere göre= had suçlarının uygulanması devlet başkanının yetki ve sorumluluğu altındadır. Bir kimsenin cezalandırması söz konusu olmadığından devlet başkanının dokunulmazlığı vardır. Bu bakımdan devlet başkanının dokunulmazlığı söz konusu değil

 

Zimmiler:

  • Gayrı-müslimlere islam Hukuku uygulanır. Ancak şarap içme-sarhoşluk gibi suçlar bakımından ceza verilmez. Kendi dinlerinin buna izin verdiği düşüncesiyle hareket edilir. Din ve vicdan hürriyetidir.Ancak şahıs haklarına yönelik suçlar için İslam Hukuku uygulanır
  • Başka görüş ise= gayrimüslimler için bir sitisna tanımamaktadır. Çünkü had suçları da kamu düzenini yakından ilgilendirir

 

Köleler:

  • Had suçlarında köleye hür kimselere verilen cezanın yarısı verilir
  • Evli kölenin zinası muhsan olmadıkları için recm ile değil, hürlerden daha hafif bir ceza ile cezalandırılır. Adam öldürme gibi fiiller bakımından kısasla değil diyet ve tazirle korunur

 

 

Maddi Unsur:

  • Objektif unsur
  • Bir fiilin var olmasıdır. Bu fiil söz ve hareket şeklinde olabileceği gibi, yapılması gerekeni yapmama şeklinde de olabilir.
  • Hırsızlık suçunda= başkasına ait bir malın gizlice alınması
  • Zina suçunda= nikah akdi bulunmaksızın cinsel ilişkide bulunma
  • Maddi unsurun gerçekleşmesi için zararla fiil arasında bir illiyet bağı bulunmalı
  • Müsbet bir fiille suçun oluşması durumunda failin suçlu sayılacağı ve o suç için belirlenen cezaya çarptırılacağı konusunda tereddüt yoktur. Ancak menfi bir fiille, yan, yapmama suretiyle işlenmesi durumunda suçun yine işlenmiş sayılıp sayılmayacağı meselesi önceki kadar açık değildir

Teşebbüs:

  • Tamamlanmış had ve kısas suçlarına tamamlanmış olanlar için öngörülen cezalar verilmeyip uygun bir tazir cezası yani daha hafif bir ceza verilir
  • Düşünce safhasındaki bir suçun cezalandırılması söz konusu değidlir
  • Hazırlık hareketleri ise kendi başına bir suç teşkil ederse kişi sorumlu olur, cezalandırılır. Kendi başına suç teşkil etmiyorsa cezai sorumluluk doğurmaz
  • Suçun icrası= suçun maddş unsurunu oluşturan fiillerden birisinin yapılmasıyla suçun icrasına başlanır. Burada kasıt önemlidir
  • Icra hareketleri ister tamamlanmış ister tamamlanmamış olsun zararlı neticenin meydana gelmemesi durumunda asıl suça verilen cezadan daha hafif ceza verilir

 

Suçtan vazgeçme ve tövbe

  • Bazen fail icrai hareketi tamamlamaktan kendi ihtiyariyle vezgeçer. Burada suç tamamlanmış ve icrai hareketin  zararlı sonucu meydana gelmemmiştir. Fail ya cezalandırılmaktan korkar veya dini-ahlaki bir takım dğşğncelerin etkisinde kaldığı için vazgeçer. Vazgeçme anına kadar olan icri hareketler bir suç oluşturmuyorsa ceza verilmez
  • Şahıs hakkına yönelik suçlar= tövbe ile düşmez mağdur affetmelidir. Kısas ve diyet suçları bunlardandır
  • Had suçlarında Farklı Görüşler vardır: tövbenin bu suçların cezasının düşmesine bir etkisi bulunmaz. Ancak hırsızlık ve yol kesme farklıdır. Hırsız ele gelmeden önce  pişman olur ve çaldığı malı sahibine iade ederse had cezası verilmez. Çünkü hırsızlık her ne kadar had suçu ise de takibi şikayete bağlı değil. Yol kesme suçu= yakalanmadan önce tövbe ederse had cezası düşer. Ele geçtikten sonra ise işe yaramaz

 

Hukuka Aykırılık:

Hakkın Kullanılması:

  • Baba, anne vs. velilerin çocuğu dövmesi ve bundan beklenmeyen bir zararın meydana gelmesi. Bunun suçun oluşmasına engel olacağını söyleyen hukukcular bulunduğu gibi, engel olmayacağı söyleyenlerde vardır

Meşru Müdafaa:

  • En önemli hukuka uygunluk sebeplerindendir. İşlenen hukuken yasaklanmış fiilin suç olmasını engeller. Meşru müdafaa için;
  • a)Suç sayılan fiilin cana, ırza veya mala yönelik olması,
  • b)Devlet otoritesinden yardım istemenin mümkün olmaması,
  • c)saldıryı önlemek için gerektiği kadar güç kullanılıp bunun başlı başına bir saldırı teşkil etmemesi gerekir

Görevin ifası:

  • doktor ve benzeri meslek sahiplerinin mesleklerini ifa esnasında meydana gelen ölüm, sakat kalma gibi bir neticeden cezai sorumluluklarının olmadığı genel olarak Kabul edilir. Ancak bir kusur, tedbirsizlik söz konusu olduğunda cezai ve hukuki sorumlulukları olacağı tabiidir

 

Manevî Unsur:

  • Kusurluluk: kişinin yaptığı işin hukuka aykırı olduğunu bilecek ve sonuçlarını kavrayacak bir durumda olması ve bu sonucu isteyerek ve sonuçlarına razı olarak yapmasıdır. Suçlunun cezai ehliyeti olması, cezai ehliyeti ortadan kaldıran veya azaltan bir sebebin bulunmaması ve hukuka ayrkırı fiili kusurlu olarak ve kendi iradesiyle yapması gerekli

 

Ceza Ehliyeti:

  • Kişinin temyiz gücüne sahip olması ve ergenlik çağına gelmiş bulunması gerekir
  • Mümeyyiz veya gayrı mümeyyiz çocuğun cezai ehliyetinin bulunmaması demek, Allah haklarına yönelik suçlarda herhangi bir cezaya çarptırılmaması demektir
  • Kısas suçları ise şahıs haklarına yönelik suçlar olduğundan bu suçları işleyen çocuklar kasıt unsure sabit olmadığı için kısas ile cezalandırılmazsa da diyet ile cezalandırılır
  • Tazir suçlarında mümeyyiz olmayanların cezaî ehliyeti yok. Ancak mümeyyiz küçüklere onları eğitmek için uygun bir ceza verilebilir

 

Cezai ehliyeti ortadan kaldıran veya azaltan sebepler:

  • Bunlar her kimsede bulunmamakta, bulunduğu kimselerin cezai ehliyetlerini ya tamamen ortadan kaldırmakta veya sınırlamaktadır

Akıl Hastalığı:

a)Devamlı akıl hastası

b) Geçici akıl hastalığı: Nöbetin geldiği anda kişiyi ehliyetsiz kılma açısından devamlı akıl hastalığının sonuçlarını doğurur

  • Allah haklarına yönelik suçlarda= cezai ehliyete engel
  • Şahıs haklarına yönelik olanlarda= Kısas ile cezalandırılmasa da diyet ile cezalandırılır
  • Tazir suçlarında= akıl hastalığı cezai ehliyeti ortadan kaldırır

Akıl Zayıflığı (ATEH)

  • Akıl zayıfı olan kimse akıl hastası gibi yaptıklarının sonucunu hiç idrak edemiyor değildir, ancak bütün yöleriyle idrak edemez. Cezai ehliyet bakımından akıl hastasından ayırmazlar ve ehliyetsiz Kabul ederler

Sarhoşluk:

  • Içki veya uyuşturucu bir madde alınması sebebiyle kişinin ne yaptığını, ne söylediğini bilemez duruma gelmesidir: 2 çeşit:

a)Bilmeyerek veya zaruret altında ceya cebir, şiddete maruz kalarak almada: cezai sorumlulukları yok; ancak şahıs haklarının ihlali sebebiyle bunlar için diyetinde düşmeyeceği savunulur (katil ve müessir fiillerde)

b) meşru mazereti olmaksızın, kendi şradesiyle almada: sarhoşluğun nasıl meydana geldiğine değil, sonucuna bakarlar. Bütün cezai sorumluluklar devam eder

 

Kusur:

  • Suçunun cezai ehliyete sahip olması yetmemekte, ayrıca  bu kişinin hukuka aykırı fiili bilerek ve isteyerek ve hareketin sonuçlarını kavrayarak bir durumda olarak istemesi. Kusur:2’ye ayrılır:

a)Kasıt: bir kimsenin hukuken yasaklanan bir fiili bilerek ve isteyerek işlemesi

b)Hata: kişinin hukuken yasaklanan fiili istememesi, ancak fiilde ve kasıtta yanılarak suç olan fiili işlemesi

İkrah:

  • Bir kimsenin yasaklanan bir fiili, cezai ehliyeti olarak ve kusurlu olarak işlemesi yetmez. Ayrıca kendi irade ve ihtiyariyle işlemesi gerekir. Failin herhangi bir cebir ve tazyik olmaksızın suç teşkil eden fiili işlemesi şarttır. Cebir ve tazyike ikrah denir. Bir kimseyi istemediği bir şeyi yapmaya zorlamaktır. İkrah için 3 unsur olmalı:

a)Tam ikrah: cana ve vücüt bütünlüğüne yöneliktir. Öldürme, yaralamakla tehdit gibi; tehdite maruz kalan kimse, ikrahı yapan kimsenin basit bir aleti gibidir. Bir kimsenin malvarlığığının tamamının yok edilmeside bu gruba girer

b)manevi ikrah: bir kimsenin yakın akrabalarına yönelik bulunup, can ve vucut bütünlüğüne yönelik olmayan zararları meydana getirme tehdididir

c)Eksik ikrah: Dövmek, hapsetmek, malların bir kısmına zarar vermek gibi tehdittir

Uyku ve Bayılma:

  • Bu haldeyken kişinin bir suç işlemesi düşünülemez. Ancak bu halde iken bir kimsenin üzerine düşmesi veya uyurgezer halde iken başkalarına zarar vermesi durumunda, yaptıklarını idrak edemediğinden cezai ehliyeti yoktur

 

CEZA:

Kanunilik; Şahsilik; Genellik

 

Kanunilik:

  • Kanunsuz suç olmaz
  • Had ve kısas= sıkı bir kanunilik ilkesi var. Kitap ve Sünnette belli olan yasak fiillere had ve kısas suçları denir
  • Tazir suçlarına ise= başlangıç döneminde kanunilik ilkesinin varlığını Kabul edilmez. Çünkü hangi fiilerin yasak ve suç olduğunu tesğit etmek devlet başkanına aittir. Bunlarda hangi cezaların uygulanacağı da aynı merciye bırakılmıştır. Ancak Osmanlı kanunnamelerle tespit edildi. Cezalar önceden kanunla belirlendi

Şahsilik:

  • Cezanın ancak suçu işleyen kimse tarafından çekilip sadece onun sorumlu olmadır
  • Ilk başta diyet cezasının bizzat fail tarafından değil de akile denilen belirli akrabalar tarafından ödenmesi şahsilik ilkesine aykırı olarak görülsede değildir. Çünkü diyet mağdurun kaldığı zarar gore değişen bir miktar değil, genelde sabit bir değerdir ve talebe bağlı olmasızın ödenir ve mağdur, yakınlarına ödenir, gerektiğinde ise diyetten vazgeçme hakları bulunur. Bir bakıma tazminat karakteri ön plana çıkar

Genellik:

  • Bütün şahıslar aynı kategoride değerlenirilir, eşitlik ilkesi vardır. Toplumun muhtelif katmanları arasında ceza bakımından farklılık gözetilmez. Ancak köleler ve gayrimüslimler bakımından bşr takım farklılıklar göze çarpar

 

Çesitleri:

Asli cezalar= suç için tespit edilen asıl cezalar (had ve kısas)

Feri cezalar= belirli hallerde sabit olan suçlar (mirascının vasiyet edenini öldürmesi halinde mirastan mahrum kalması asıl cezaya ek)

Tamamlayıcı cezalar: (asıl cezaya ek, hakim tarafından)

Bedeni cezalar bedene yönelik (yol kesmede asılma, zinada dayak)

Ruhi cezalar= hafif tazir suçlarında olduğu gibi (kınama, yalnızlığa terk etme, öğüt verme)

Hürriyeti bağlayıcı= hapis

Mali cezalar= (diyet mesela)

Para cezaları: tazir suçu için para cezası öngörülmüş

 

Müsadere:

  • Şahısların mallarına devletin el koyması

Örnek: hz peygamber zamanında zekatını vermeyen kimsenin malının yarısına el konulurdu

 

Cezayı düşüren veya azaltan sebepler:

Mağdurun rızası:

  • adam öldürme ve yaralama suçlarında mağdurun rızasının ne ölçüde etkili olacağı önemli bir meseledir. Adam öldürmede, bazılarına gore kısas cezasını düşürür ama diyeti düşürmez. Diğer hukuculara gore de hem kısas hem de diyet cezasını düşürür
  • Yaralamada: hem kısas hem diyet (tüm hukukculara gore)
  • Tazir suçlarında cezayı düşürmez

AF:

  • Had suçları: af ile düşmez (hırsızlık ve kazif hariç)
  • Kısas ve diyet: mağdur ve yakınları için, devletin tazir cezası vermesini engellemez
  • Tazir: af mümkündür, devlet başkanının af yetkisi var

Tövbe:

  • Şahıs haklarına yönelik suçlarda değil, Allah haklarına yönelik suçlarda söz konusudur
  • Yol kesme suçu istisnadır

Zamanaşımı:

  • Had ve kısas suçlarını düşürmesinde bir rol oynamazi tazir suçlarında ise devlet başkanının uygun görmesi durumunda olur
  • Kazif dışındaki had suçlarında ceza belirli şartlarla zaman aşımıyla düşer. Ancak belirli bir sure tespit etmemişler, belirlenemesini kadıya bırakmışlar

 

 

 

 


 


[1]Sahih halvet= tarafların başkasının olmadığı/göremediği yerde başbaşa kalmalıdır

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

SEYFUDDÎN EL-ÂMİDÎ’NİN EL-İHKÂM FÎ ÛSÛL’İL AHKÂM

Eserinde İcmâ ve İçtihat Bahisleri üzerine bir İnceleme (irem kurt)

DEVAMI

Kavaid-i Külliye (23-26. Maddeleri) (Abdullah Kahraman)

MECELLE-İ AHKÂM-I ADLİY-YE?DE 99 KÜLLİ KAİDE- 23-26. MADDELER (irem kurt)

DEVAMI

Deutsch

Foto Galeri

<p>Yeni Ti-Entertainment.com hakkındaki görüşünüz?</p>