Ti-Entertainment

Tıbbı Nebevi`ye Göre Beslenme İlahiyat

Tıbbı Nebevi`ye Göre Beslenme

Giriş

Bugün tarih boyunca hiç olmadığı kadar Obezite hastalığı büyük bir sorun haline gelmiş bulunmaktadır. Bu hastalığın yaygınlığı geçmiş yıllarda gelişmiş Avrupa ülkeleri için sıkça dile getirilmekte idi. Yapılan araştırmalarda, örneğin Almanya’da yaşayan insanların yarısından fazlasının, Türkiye’de ise yüzde 19,9%’nun Obezite’ye bağlı kronik hastalıklara sahip oldukları tespit edilmiştir.[1] Ancak fazla ve yanlış beslenmeye dayalı hastalıklar sadece gelişmiş ülkelerde bulunmamakta. Yapılan son araştırmalarda kıtlık kıtası olarak bilinen Afrika ülkelerinde dahi Obezite’nin arttığı tespit edilmiştir. Buna binaen tıp bilimi tarafından teşhis edilmiş olan hastalıklar gün geçtikce çoğalıyor, gelişiyor, yaygınlaşıyor, ancak bunun da ötesinde tıp ilmi içerisinde henüz teşhisi ve tanımı yapılmamış olan yeni hastalıklar ortaya çıkıyor.

Günümüzde modern tıbbın ilgilendiği alan ise bu gibi hastalıklara daha fazla tedavi şekilleri ve tıbbi ilaçlar ile çözüm üretmekten ibarettir. Fakat bu yaklaşım oldukça eksik kalmaktadır, zira hastalıkların nereden nasıl ve neden meydana geldiğini bilmeden, çözüm üretmek de bir hayli zordur. Modern tıbbın hastalıkları bizzat tedavi etmek yerine sadece rahatsızlık veren semptomları en azından bir süreliğini geçiştirdiğini söyleyebiliriz. Modern tıbbın bu sorununa yönelik geliştirilen en önemli teorilerden biri de, rahatsızlıkların sebeplerini uzaklarda aramak yerine günlük hayatın en önemli parçası olan beslenmede aranmasını öngören çalışmalardır.

Bu çalışmanın gözlediği amaç da tam olarak budur. Envai hastalıklara sebep  olduğunu düşündüğümüz „beslenmede“ yapılan hataları tespit edip, bilinmeyen, daha dogrusu unutulan gerçeklerin, hatırlanıp hayata geçirilmesine vesile olmaktır. Bununla birlikte Hz.Muhammed’in beslenme şeklini ve önerilerini göz önünde bulundurularak, modern hayatta uygulanabilirliğine yer verilecektir.

 

  1. Beslenmede yapılan hatalar

Gıda, tüm canlılara Allah tarafından bahşedilen en büyük nimetlerden bir tanesidir. Insanın temel hakkı olmakla birlikte yaşantısı için de gereklidir. Fakat herşeyin olduğu gibi beslenmenin de belirli bir adabı, usulu, aşılmaması gereken çizgileri vardır, zira vucuda giren her madde kendi yerini belirleyerek olumlu veya olumsuz izler birakabilmektedir. Esasen insanlığın ilk günahı olarak da tanımlanan Yasak meyvenin Hz. Adem ile eşi tarafından tüketilmesi hadisesi, beslenmenin insan hayatına nasıl etkide bulunacağını göz önüne getirmektedir:

„Dedik ki: “Ey Âdem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz. Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, “Birbirinize düşman olarak inin. Sizin için yeryüzünde belli bir süre barınak ve yararlanma vardır” dedik.“[2]

Bu ayetlerden de anlaşıldığı üzere, yeme içme adabı insanın hayatını etkileyen en önemli faktörlerden biridir. Özellikle Müslüman topluluğun bu noktaya son derece önem göstermesi gerektiği kanaatini taşımaktayız. Bunun sebebini kısaca şu sekilde özetlemek mümkündür: Islam dininin son Peygamberi olan Hz.Muhammed’in Müslümanlar tarafından rehber olarak kabul edilmesi gerektiği bir çok Hadis ve Ayet ile ifade edilmektedir:

„Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı; Allah’ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik.“[3]

Hz. Peygamber’in uygulamalarını örnek alarak bir çok sorunun ortadan kaldırılması mümkündür. Doğrusu Hz.Peygamber sağlıklı beslenme, hastalık gelmeden o?nce sag?lık alanında alınacak tedbirleri ic?eren koruyucu hekimlik (hıfzu’s-sıhha)[4] ve temizlik konusunda ilk önemli adımlar atmıştır. Tıbb-ı Nebevi[5] adını alan bu calışmalar aslında bir hayat tarzıdır.

Hz. Peygamber’in tıpla ilgili fiil ve so?zleri temel hadis kaynaklarında umumiyetle Kitâbu’t-Tıb bas?lıg?ı altında yer almıs?tır: Buha?ri (ö 256/869) sahihinde, „Kitabu’t-Tıb“ ve „Kitabu’l-Merda?” olmak u?zere bu konuya iki bo?lu?m ayırmıs?tır. I?bni Ma?ce (o?. 273/ 886), Ebu Da?vud (o?. 275/888) ve Tirmizi? (o?. 279/892) “Kitabu't-Tıb” bo?lu?mu? altında konu ile ilgili hadisleri zikrederken, Mu?slim (o?. 261/874), Nesa?i (o?. 303/ 915), Ahmet b. Hanbel (o?. 241/855) ve I?mam Ma?lik (o?. 179/795) de eserlerinde farklı bas?lıklar altında konuyu ele almıs?lardır.[6] Bu alanda İbn-ı Kayyım’ın Hz. Peygamber’in hayatını anlattıg?ı altı ciltlik Za?du’l Me’a?d isimli eserinin bir cildinde Peygamber fiilini su şekilde açıklamakta: “Tıbb-ı Nebevi? dig?er tıp gibi deg?ildir. Onun tıbbı tabiplerin tıbbından farklıdır. Zira Hz. Peygamber’in tıbbı kesin kati ve ilahidir, vahiyden sadır olmus?tur. Dig?er tıpların ekserisi tahmin, zan ve tecru?beye dayanır. Bazı hastaların Tıbb-ı Nebevi’den fayda go?rmemeleri normaldir. Tam bir iman ile s?ifasına inananlar ancak bundan fayda go?ru?r. Bu sadırlara s?ifa olan Kur’an gibidir. Buna inanmayanların sadırları s?ifa bulmaz. Bilakis Kur’an mu?nafıkların ku?fu?rlerini ve kalplerindeki hastalıklarını artırır. Kur’an canlı kalplere, temiz ruhlara s?ifa oldug?u gibi Tıbb-ı Nebevi de temiz bedenlere s?ifadır. I?nsanların Tıbb-ı Nebevi’den yu?z c?evirmeleri Kur’an’dan s?ifa istemekten yu?z c?evirmeleri gibidir. Eg?er Tıbb-ı Nebevi ile s?ifa bulamamıs?larsa kusur ilac?ta deg?il, hastalık mahallinin ve hastanın tabiatının ilacı kabul etmeyis?indendir.”[7] Son dönem İslam alimlerinden Muhammed Hamidullah, Hz.Peygamber’in  “pratisyen bir hekim” gibi insanlara reçeteler verdiğini ifade etmiştir.[8]
İslamî bir bakış ile beslenmenin temelini gözlemlemek için Kur’an-ı Kerim’deki gıda ile ilgili hükümleri kısaca ele almak gerekir. Bu ifadelerin büyük kısmı Haram ve Helal Gıdalar başlığı altında toplanabilir. Kur’an-ı Kerim’de Gıdalar ile ilgili prensip olarak dikkat edilmesi gereken noktayı aşşağıdaki ayetten anlayabiliriz:


 „Onlar, kendileri için neyin helal kılındığını sana soruyorlar! De ki: Temiz ve güzel olanların tamamı size helal kılınmışır.“[9]

Kanaatimizce bu ayette, insana haram kılınan gıdaların aynı zamanda insan sağlığına zarar veren gıdalar olduğuna işaret edilmektedir.[10]  Böylece insan, eğer kendi iradesi ile kendine zararı dokunabilecek gıdalardan uzak durmayı bir hayat tarzı haline getir ise, kendini gerçek manada hastalıklara karşı da korumuş olur. Günümüz hastalarının yaptığı en büyük hatalardan biri şifayı yanlış yerde aramadığını belirterek, bu konuyu toparlayan Aidin Salih[11] insanın hasta olmasının ancak kendi suçu olduğu kanaatini taşımaktadır[12]. Vucud, insana Allah tarafından en güzel şekilde verilmiştir ve mükmemmel bir şekilde yaratılmıştır. Bu mükemmelliği bozmamak ve muhafaza etmek ise insanın hayat boyu vermesi gereken mühim mücadelelerden birtanesi oldugu kanaatini taşımaktayız. Tıbbi müdahelere baş vurmadan evvel, hayat rehberi olan Kuran’ın insanlara ilettiği mesajlara, ötesinde, göndermiş olduğu Hz.Peygamber’in  tavsiyelerine önem gösterilmesi önerilmiştir.

Beslenme bozuklugunun insan sağlığına neden bu kadar zarar verdiğinin cevabını birde bilimsel açıdan gözlemleyelim.

 

  1. Sindirim sistemi

Organlara ve bedene ruhu veren Allahtır. Her beden insana Allah tarafından verilen bir emanettir. Buna binaen emanete hakkıyla sahip çıkmak insanın görevidir. Bir anne ve baba henüz ergenliğe ulaşmamıs evladından nasıl mes’ul ise, insanda kendi vucudundan sorumludur ve onu eğitmekle hükümlüdür.

Beslenme adı verilen bu yaşama dair temel unsurda, sindirim sistemi başrolü oynamaktadır. Her lokmanın boğazdan geçmesi ile birlikte dahil olduğu sindirim sistemini şu şekilde anlayabiliriz:

„Ağızda yapılan değerlendirme sonrası gıda, yemek borusu aracılığı ile mideye iner ve oradaki yerini belirlemeye başlar. Bu küçük organ genişleyebilen bir organdır. Genişletip genişletmeme ise insanın kendi elindedir. Zira fazla yemek alışkanlık haline gelirse insan vucudunun kuvveti tükenir, atıkların giderek daha az atılmasiyla depolar oluşmaya başlar. Depolar dolduktan sonra atıklar kanla birlikte dolaşır, kan ağırlaşır ve böylelikle dolaşımı yavaşlar. Bunun sonucu ise insan vücudunda çöplüklerin oluşmasıdır. Bu atıklar damarda biriktikce damarlar tıkanmaya başlar ve beslenme yetersizliği meydana gelir.“[13]

Bu şekilde devam eden kısır döngünün birçok piskolojik ve fizikî hastalıklara yol açabilecegi söylenmketedir. Bu sebepten dolayi mide sağlıgını tehdit eden her faktörden uzak durulması gerekir, aksi taktirde “Her hastalığın temelinde tokluk vardır.” Hadis-i Şerif’i[14] delalet ettiği durum, meydana gelmiş olur.

Çok yemenin getirdigi diğer bir problem ise, Müslümanin ibadetlerinde eksik kalmasidir, zira sindirim sirasinda mide bir hayli zorlanir. Bu süre icinde insan ağri ve konsantre bozuklugu yasayabilir.

Bu baglamda Hz.Peygamber, insan midesinin üçte birini gıda, su ve diğer üçte birini sindirim için boş bırakilmasi gerektigini buyurmaktadır. Bu şekilde kendisinin ve ashabının hastalıklardan uzak oldugunu acikliyor. Peygamberin bu sünneti, bugün bize, neden daha fazla ibadetlerine yogunlasabildiklerini ve husu icerisinde yapabildiklerinin kanaatime göre bir göstergesidir.

 

Görüldügü üzere, az yemek insan vucüduna fayda saglamaktadir. Islami aylar’dan birtanesi olan Ramazan ayinda tutulan Orucun da insan icin faydali oldugu Kur’an ve Hadisler’de anlatilmaktadir: „Oruç tutunuz, sıhhat bulunuz!“[15]

Fakat bugün toplum, sabah’tan aksama kadar mideyi bos birakip, iftar vaktinde mideyi sagliksiz gidalarla doldurmaktadir. Böylelikle insan, Ramazan ayinda nefsini terbiye etmesi gerekir iken, nefsini tatmin edebilmek icin iftar ve sahur arasindaki vakti degerlendirerek, faydalanmaktan ziyade, zarar görmektedir.

 

  1. Yeme içme sıralaması

Hastalıkların semptomları araştırıldığında çok yemenin yanında, gıdaları sırasına göre tüketmemenin de zararlı olduğu görülebilir. „Yiyiniz, içiniz, fakat israf etmeyiniz.[16], Ayetindeki sıralamanın, aynı zamanda beslenmede gözetilmesi gereken asil sıralama oldugu vurgulanmaktadır.
Yemek esnasında içilen su, mideyi büyüterek sindirime engel olmaktadır. Araştırmalar sonucu, yemek’ten 1,5-3 saat sonra su içilmelidir.[17] Fakat bu süre yenilenlerin katılığına göre degisebilir. Sindirim belirli kurallarla çalıştığından dolayı bir besinin tamamen sindirilmesini bekleyip diğer besine geçmek daha sağlıklı olacaktır.

 

Fazla yemenin zararlı olduğu gibi yemekleri karıştırmanında sonuçları benzerdir. Bu hususta Hz.Peygamber balık, yumurta, et ve süt ürünlerini birlikte hatta bir hayvanın etini başka bir hayvanın eti veya yağı ile birlikte yememiştir.[18] Birbirine uygun olmayan ve hazmi için vakit gerektiren yemekler birbirleriyle karıştığında, sindirilmeden çürürler.
Mesela süt ürünleri ile balık, birkaç inekten sağılarak karıştırılan süt ve karışık yağlar birbirine zıttır. Bu zıtlıklar, enzimlerin üretilmesine engel olur ve sindirilemeyen yemekler midede çürümeye başlar. Böylelikle bağırsaklarda ve midede bulunan faydalı mikroplar öldürülür ve zarar görmüş olur.[19]

Hekimlerin Hekimi olarak bilinen Ibni Sina’nın da aynı sıralamayı takip ettigini ifade ettiği beyanında görebiliriz; “Sabah ekmek yiyenlere, eti akşam yemeyi tavsiye ederdi. Ekmek ve et arasındaki vakit dilimi bu kadar uzun olmalıdır. Etle birlikte mutlaka ekmek yenecekse, önce ekmeği et suyuna batırarak yemeli sonra et yemelidir.[20]

Beslenme hataları devam ettiği sürece, zararlı maddeler hücre duvarına ve hücreyi korumakla mükellef olan mekanizmalara saldırır ve yıpratır. Bu hücrelerin koruma mekanizmasi bozuldukça besinlerin aracılığı ile zararlı maddeler de hücreye gecerek kurulmuş düzeni tamamen alt üst eder. Bu noktada insan Allah’ın yaratmış olduğu mükemmel sistemi kendi cabası ile yıkmış olur.

 

  1. Tedavide yapılan hatalar

Tarihe bakıldığında, tıbbi ilaçların satın alınmasının çok zor olduğu görülebilir. Bugüne ise, her insan istediği her ilaça ulaşabilme gücüne sahiptir. Ciddiyet taşımayan ağrılar sonrası alınan ağrı kesiciler, eczanelerde reçetesiz dahi alınabilen ağır ilaçlar, insanlar üzerinde etkisini göstermektedir. Bu ilaçlar rahatsızlıkları tamamen yok etmek yerine bir süreligine insanın şikayet bölgesini uyuşturarak rahatlatıyor. Dolayısıyla bu rahatlama insanda ihtiyaç haline gelerek, bağımlılık yapıyor.

 

Bu konuda Aidin Salih şu kanaati taşımaktadır: “Modern tıb, ateşi, ateş düşürücüleri ile, antibiyotik ve çeşitli kimyasal madde içeren ilaçlarla geçirmeye çalışıp, bağışıklık sistemine adeta bir savaş açmaktadır.[21]

 

Tıbbi ilaçların 90% ‘nın da mevcut olan  Titandiyoksid maddesini tanıyalım. Ambalajlarda E171 numarasını alır. Titanyumdiyoksid, herhangi bir organik madde ya da canlı hücreye temas halinde fonksiyonların değişmesine sebep olup, çeşitli hastalıklara kalıcılığını koruyarak yol açar. Böylelikle ağrı anında alınan ağrı kesicileri ağrıyı sadece ertleme gücüne sahiptir. Hastalığı tamamen ortadan kaldırmaktan ziyade, daha kalıcı ve tehlikeli hastalıklara sebep olur ve bu şekilde sadece mide değil tüm organlar zarar görür.[22]

 

Sonuç

Insan hayatının önemli bir parçası olan beslenme, yaşam için gerekli olmanın da ötesinde, kaliteli yaşamın en önemli faktörüdür. Beslenmenin insan üzerinde büyük bir etki bırakmasını, yeme, içme sonrası mutluluk hormonlarının çalışmasından da anlayabiliriz. Dolayısıyla insan’ın psikolojik sağlığı ve aynı zamanda maneviyatı da beslenme şekline bağlı olmaktadır. Beslenmedeki hataları azaltarak, insanın birçok manevi ve tanımlanmış hastalıklardan korunması kolaylaşacaktır.

Insan, Allah tarafından yaratılan bir varlıktır ve dünyaya geliş amacı vardır. Bu amaçlardan birtanesi de, verilen emir ve yasaklardan uzak durarak, imtihanlarla dolu olan yaşamdan irade ve bilinçli davranışlar vesilesiyle üstesinden gelmektir. Bugün gerek yanlış beslenme konusunda, gerekse yanlış beslenmeye dayalı ağrı ve sancılar sonucu alınan zararlı ilaçlar insana verilen bu görevde kolay yolu tercih etmeyi ifade eder. Günümüz insanın çektiği bir çok rahatsızlık ve sancılar bu görevde doğru usulleri tercih etmekle bertaraf edilebilecektir.

Hz.Peygamber’in tıp konusundaki önerileri, daha sonra bu alanda çalışmalar yapan bilim adamları tarafından da ele alınarak geliştirilmiştir. Bugu?n alternatif bir I?sla?m tıbbının gelis?tirilmesi ic?in tıbb-ı nebevi?nin yeniden ele alınmasına her zamankinden daha c?ok ihtiyac? duyulur iken Müslümanların bu konuda hassasiyet göstermemeleri büyük bir kayıptır.[23]

Avrupa da yaşayan Müslüman topluluğu bugün gıda basligi altinda bir cok tartismalae yürütmekte. Gıdalar’da bulunan hayvansal katkılar dışında aromalar’da ki alkol miktarının caizliğini konuşurken, diğer tarafta “helal” olup insan vücudun da kalıcı hastalıklara yol açan maddeleri görmezden gelmektedir.

Bu calışma ile, hastalıkların gerçek sebeplerini hastalıklara karşı insanın çaresiz olmadığını, ilahi kanunları, sünneti göz önünde bulundurarak yitirilen şifanın tekrardan bulunabileceği ifade edildi.[24] Yitirilmiş Şifa[25]’nın tekrar bulunabilmesi için, tıbb-ı nebevi ve modern doğal tıp’ın önerilerini şu şekilde özetleyebiliriz: Doğru beslenerek, sıraya göre beslenerek ve az yiyerek insan sağlığı korunabilir.

„Allah, şifasını vermediği hiçbir hastalıgı yaratmamıştır.
Onu bilen bildi, bilmeyen de bilmedi.“[26] 

 

 

KAYNAKÇA

Aidin Salih – „Gerçek Tıp – Yitik Şifanın izinde“
19.Baskı Sade Hayat Yayınları İstanbul

Kemal Özer – Şeytan Ye diyor”
 s.21-22. 7.Bask: Istanbul, Hayykitap Yayınevi

As-Suyuti –  Die Medizin des Propheten
s.55-60 Herrausgeber: Astec Verlag

Bk. İlyas Çelebi, “Klasik bir kelâm problemi: Hüsün-Kubuh”      

MÜ İlahiyat Fakültesi Dergisi, sayı: 16-17, 1998-1999.

Orhan YILMAZ, „I?BN KAYYI?M’I?N TIBB-I NEBEVI? I?LE I?LGI?LI? GO?RU?S?LERI?NI?N DEG?ERLENDI?RMESI? “ Amasya U?niversitesi I?lahiyat Faku?ltesi Dergisi (Sayı 2)

Mustafa Do?nmez  „Ebu? Nuaym ve Et-Tıbbu’n-Nebevi? I?simli Eseri U?zerine“ Tarih: 2007 Cilt: 16 Sayı: 1

Dr., Bru?ksel I?slami I?limler Faku?ltesi Dekanı. T.C.ULUDAG? U?NI?VERSI?TESI? I?LA?HI?YAT FAKU?LTESI? DERGI?SI? Cilt: 16, Sayı: 1, s. 321-350  Tarih: 2007

Büşra Karaca „Yeme alışkanlıklarını değiştirerek hastalıklardan korunmak mümkün mü?“  (anne notları) Naklen: Ibni Sina „El-Kanun Fi't-Tıbb“

Ayhan Tekines „Alternatif I?slami tıp, Tıbb-ı Nebevi?“
DI?VAN Dergisi  

 

https://www.gelgez.net/fazla-yemek-neden-zararlidir/  17 Mayıs 2018

https://www.zentrum-der-gesundheit.de/gesunde-verdauung-ia.html 20 Mayıs 2018

https://sorularlaislamiyet.com/tibb-i-nebevi-hz-peygamber-savin-saglik-ve-tipla-ilgili-tavsiyeleri-konusunda-bilgi-verir-misiniz- 20 Mayıs 2018

http://blog.milliyet.com.tr/saglikli-beslenme-ve-yemekte-siralama/Blog/?BlogNo=428256

17 Mayıs 2018

https://hsgm.saglik.gov.tr/tr/beslenmehareket-haberler/58-sağlıklı-beslenme-ve-hareketli-hayat-dairesi-başkanlığı/sağlıklı-beslenme-ve-hareketli-hayat-dairesi-başkanlığı-beslenme.html 17 Mayıs 2018

https://heilpraktiker.de/naturheilkunde/ernaehrung-und-gesundheit 17 Mayıs 2018

https://www.sindirimsistemi.gen.tr/sindirim-enzimleri.html 17 Mayıs 2018

 


[1] Hürriyet, Kelebek “Türkiye'de nüfusun yüzde 19,9'u obez “ Sağlık Bölümü, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2014 yılına ilişkin Türkiye Sağlık Araştırması sonuçları.

[2] Halil Altuntaş, Muzaffer Şahin, “Kuran-I Kerim Mealı”, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınevi, İstanbul: 2010.

[3] Halil Altuntaş, Muzaffer Şahin, “Kuran-I Kerim Mealı”, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınevi, İstanbul: 2010

[4] Yrd.Doc?. Dr. Necmettin S?EKER, “Hz.Peygamber’in Hadislerinde koruyucu hekimlik: Hacamat O?rneği”     KSÜ Ilahiyat Fakültesi Dergisi 21 (2013)

[5] ‘Peygamber tıbbı’ anlamına gelen tıbb-ı nebevî, Hz. Peygamber’in beden ve ruh sağlığı hakkında ortaya koyduğu uygulama ve tavsiyelere karşılık gelir. Onun bu uygulama ve tavsiyeleri daha sonra oluşturulan büyük hadis ansiklopedilerinde ya da bağımsız olarak yazılan sayısız ‘et-Tıbbu’n-Nebevî” kitabında yer almış ve gerek tıpla uğraşan Zehravî, İbn Sînâ ve İbnu’n-Nefîs gibi Müslüman hekimlere gerekse tedavi arayan hastalara her dönemde şifa ve rehber olmuştur.. Cukurova Ünoversitesi, Ilahiyat Fakültesi. 2015 Uluslararasi Tibbi Nebevi Kongresi.

 

[6] Orhan Yilmaz, “I?bn kayyim’in Tıbb-ı Nebevi ile Ilgili görüşlerinin değerlendirmesi” Amasya U?niversitesi I?lahiyat Faku?ltesi Dergisi (Sayı 2) Yıl: 2014

[7] Yılmaz , Naklen, I?bn Kayyim, Za?du’l-Me’a?d, IV, s. 27.

[8]Prof.Dr.Ismail Hakki Ünal, Adana 2015 Uluslararası Islam ve Tipü Kongresi. naklen, Muhammed Hamidullah.

[9] Elmalı Hamdı Yazır ‘Ku’ran-ı Kerim ve Yüce Meali’, Sadeleştiren: Mustafa Kasadar, Baskı Ravza Matbaacılık 2012, Ravza Yayınları.

[10] Muhkem ayetlerinin nazil oluşunda, eşyadaki iyilik ve kötülüğün bir rolünün olup olmadığı kelamî açıdan tartışılmış bir konudur. Bu tartışmanın makalemizin sınırlarını aşacağından dolayı, konu ile ilgili bir kaynak zikretmeyi yeterli görüyoruz. Bk. İlyas Çelebi, “Klasik bir kelâm problemi: Hüsün-Kubuh”, MÜ İlahiyat Fakültesi Dergisi, sayı: 16-17, 1998-1999.

Hükümlerdeki sebepler sorununun  vahyi anlama konusunda teorik ve önemli bir tartışma olduğunun farkında olmakla birlikte, özellikle gıda ve beslenme konusunda Allah’In bir hikmet ve eşyadaki belli vasıflara dayanarak hükümler bildirdiğini düşünmekteyiz. Bu görüşümüzü makalenin devamında desteklemeye çalışacağız.

[12] Aidin Salih „Gerçek Tıp – Yitik Şifanın izinde“ 19.Baskı Sade Hayat Yayınları İstanbul Nisan 2007
Aidin Salih (1943-2014) Ukrayna Lugansk’ta Tıp Fakültesi’ni bitirdi. Sovyetler Birliği’nde tıp doktoru olarak calıştı.Ardından Tşkent Devlet Üniversitesin’de Biyoloji bölümünden mezun oldu. Rusya’da Uluaslararası “Alternatif Tıp” Oku’lunu bitirdi. Islam Tıbbı ve Tıbb’I Nebevi alanında kendi keşiflerinin yanısıra eski hekimlerin tecrübe ve Tedavileriyle onbinlerce insanın şifa bulmasına vesile oldu. NHI Istanbul Doğal Sağlık Enstitüsü’nün başkanı oldu ve yüzlerce konferans verdi. TC Sağlık Bakanlığı tarafından desteklendi.
09 Kasım 2014’te Istanbul’da hakka yürüdü.

[13] Salih, 16

[14] Salih, s.14

[15] Hafız el-Münziri  „Hadislerle İslam“  Et-tergib ve Terhib s. 2:83, Ceviri: Abdullah Yücel, Huzur Yayinevi

[16] Elmalı Hamdi Yazır, A’raf Suresi 31.Ayet

[17] Kemal Özer “Şeytan Ye diyor” s.21-22. 7.Bask: Istanbul, Eylül 2015, Hayykitap Yayınevi

[18] Imam Suyuti „Die Medizin des Propheten“ s.55-60 Herrausgeber: Astec Verlag

[19] Salih, s.18

[20] Büşra Karaca „Yeme alışkanlıklarını değiştirerek hastalıklardan korunmak mümkün mü?“                    28 ŞUBAT 2011 (anne notları) Naklen: Ibni Sina „El-Kanun Fi't-Tıbb“

[21] Salih, s.2

[22] Salih, s.426.427

[23] Ayhan Tekines „Alternatif Islami tıp “Tibbi Nebevi“” s.72. 1998 DÎVÂN: DİSİPLİNLERARASI ÇALIŞMALAR DERGİSİ Sayı: 23

[24] Salih, s.432

[25] Bui fade İlhan Kutluer’in „Yitirilmiş Hikmeti Ararken“ adlı kitab başlığından esinlerek kullanılmıştır.

[26] Salih, s.18ö Naklen Hadisi Şerif

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

Tıbbı Nebevi`ye Göre Beslenme

Emine Çıtır (Makale denemesi)

DEVAMI

The Hanifs (Theosebes/ God-fearers) as a Common Link between Judaism, Christianity, and Islam in its Historical and Qur?anic Context

Tugrul Kurt was born in Recklinghausen, Germany to a family with Turkish roots. After his Abitur, he was accepted to the special program of the Diyanet Turkey ?International Islamic Theology? program in the University Marmara in Istanbul. He graduated with a Bachelor of Arts, and started in the same year (2014) a masters in History of Religion at the same university. Simultaneously he worked as a research assistant with the 29 Mayis University in Istanbul. He released his novel ?Ilias? in 2014. Meanwhile he released several online publications in German about Islam and its relationship to Christianity and Judaism. His Master`s thesis ?The Theosebes in Late Antiquity: History and Beliefs? headed him to further studies about religious phenomena in Late Antiquity: In 2017 he was accepted to the doctoral program at the Goethe University in Frankfurt. He is working on the topic of ?The Christian sources of the Israiliyyat and the Importance of Syriac Christianity in early Islamic development?. In 2017 he became a research associate at the University of Marmara in Istanbul. In addition to his two native languages German and Turkish, Tugrul speaks and reads in English, French, Spanish, and Arabic. He also learned Hebrew, Latin and Syriac during his studies. During his Masters program he participated in several archeological excavations in Turkey. Beside his interest in history and archeology, he also holds Seminars not only about religious sciences in general, but also about mysticism, new age religions, ancient Mesopotamian culture and belief, and primitive religions. Tugrul lives with his wife and two children intermittently in Frankfurt and Istan

DEVAMI

Deutsch

Foto Galeri

<p>Yeni Ti-Entertainment.com hakkındaki görüşünüz?</p>